<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	>

<channel>
	<title>Arda Çetin</title>
	<atom:link href="http://ardacetin.net/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://ardacetin.net</link>
	<description>Life and Information Technologies</description>
	<pubDate>Thu, 21 May 2009 18:10:11 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.7.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Aslolan hayattır&#8230;</title>
		<link>http://ardacetin.net/aslolan-hayattir/</link>
		<comments>http://ardacetin.net/aslolan-hayattir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 May 2009 18:09:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Arda Çetin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Toplum, Politika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ardacetin.net/?p=516</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Aşkın en sağlam sigortası mesafedir&#8221; der Enis Batur, Cogito&#8217;nun &#8220;Aşk&#8221; sayısına yazdığı önsözde&#8230;
Yıllar yılı hasretle beklediği ışığa kavuşan bir hücre mahkumu nasıl körleşirse, aşk da körelir yakına gelince&#8230;
Sanki özlemdir aşkın çimentosu; özlem çekildi mi aşk, kumsalda şehvetinden soyunmuş yatan çıplak bir beden kadar sıradanlaşır, ehlileşir, söner.
Belki ondandır aşkların en güzelinin mektuplara yazılmış, şarkılara dökülmüş, telefonlarda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Aşkın en sağlam sigortası mesafedir&#8221; der Enis Batur, Cogito&#8217;nun &#8220;Aşk&#8221; sayısına yazdığı önsözde&#8230;<br />
Yıllar yılı hasretle beklediği ışığa kavuşan bir hücre mahkumu nasıl körleşirse, aşk da körelir yakına gelince&#8230;<br />
Sanki özlemdir aşkın çimentosu; özlem çekildi mi aşk, kumsalda şehvetinden soyunmuş yatan çıplak bir beden kadar sıradanlaşır, ehlileşir, söner.<br />
Belki ondandır aşkların en güzelinin mektuplara yazılmış, şarkılara dökülmüş, telefonlarda söylenmiş oluşu&#8230;<br />
Mutlu aşkta yazılacak bir şey bulunamamıştır çünkü&#8230;</p>
<p><strong>* * *</strong></p>
<p>Nazım Hikmet&#8217;in hayatı bu tezin ispatıdır adeta&#8230;<br />
Nazım&#8217;ın hep uzağındaki kadınları sevdiği söylenebilir.<br />
Piraye ile 1935&#8242;te evlendi. Ertesi yıl tutuklanarak içeri girdi. &#8220;Adını kol saatinin kayışına tırnağıyla yazdığı&#8221; bu kadınla 1950&#8242;de çıkana kadar yazıştılar.</p>
<p>17 yıllık ilişkileri boyunca yazılan 581 mektubu Piraye Hanım&#8217;ın oğlu Memet Fuat yayınladı geçenlerde&#8230; Nazım, karısına şöyle yazıyordu:<br />
&#8220;Seni nasıl seviyorum biliyor musun? Ot yağmuru nasıl severse, ayna ışığı nasıl severse, balık suyu ve insan ekmeği nasıl severse, sarhoşun şarabı, şarabın billur kadehi sevdiği gibi, annenin çocukları, çocukların anneleri sevdikleri gibi, Lenin&#8217;in inkılâbı ve inkılâbın Marx&#8217;ı sevdiği kadar, velhasıl seni Nazım Hikmet&#8217;in Hatice Zekiye Pirayende Piraye&#8217;yi sevmesi gibi seviyorum.&#8221;</p>
<p>O mektuplardan birinde Nazım, &#8220;Çıkarsam ve sana kavuşursam, bu öyle dayanılmaz bir saadet olacak ki, gebereceğim diye korkuyorum&#8221; diyordu. Oysa öyle olmadı. Taze bir ekmek hayaliyle yıllar yılı aç yaşayan biri, hasretle dişlediği somunun dördüncü diliminde ne hissederse onu hissetti Nazım; ot yağmura, ayna ışığa kavuştuğunda ne olursa, o oldu.</p>
<p>Alışıldı.<br />
Sarhoş şaraptan bıktı, şarap kadehten taştı, inkılâp Marx&#8217;ı aştı.<br />
Aşk bitti ve ayrıldılar.<br />
Nazım yeni bir aşktaydı çoktan&#8230; 1949&#8242;da Bursa cezaevinde dayısının kızı Münevver&#8217;e tutulmuştu. Boşandığı 1951 yılında Münevver&#8217;den bir oğlu oldu.<br />
Yeniden içeri alınacağını hissedince, &#8220;7 tepeli şehrinde bırakıp gonca gülünü&#8221; yurtdışına kaçtı. Vatandaşlıktan çıkarıldı ve yeniden başladı hasret mektupları&#8230; Bu kez mektupların üzerinde Münevver&#8217;in adresi yazılıydı:</p>
<p>Yüz yıl oldu yüzünü görmeyeli<br />
Belini sarmayalı<br />
Gözünün içinde durmayalı<br />
Aklının aydınlığına sorular sormayalı<br />
Dokunmayalı sıcaklığına karnının<br />
Yüz yıldır bekliyor beni<br />
Bir şehirde bir kadın<br />
Aynı daldaydık, aynı daldaydık<br />
Aynı daldan düşüp ayrıldık<br />
Aramızda yüz yıllık zaman<br />
Yol yüz yıllık</p>
<p>Sonra yüz yıldır bekleyen o kadın, oğlunu sırtlayıp çıkageldi bir gün; yüz yıllık yolu aşarak&#8230;<br />
Lâkin hasret bitince bitti aşk.<br />
Nazım yeni bir aşktaydı çünkü&#8230;<br />
1959&#8242;da Vera ile evlendi. 1963&#8242;te öldü.</p>
<p><strong>* * *</strong></p>
<p>3 Haziran, 35. ölüm yıldönümü Nazım&#8217;ın&#8230;<br />
Tesadüfe bakın ki, uzaktaki bir kadına yazdığı mektupların yayınlandığı hafta, &#8220;yüz yıldır bekleyen&#8221; öbür kadının ölüm haberi geldi uzaklardan&#8230;<br />
Münevver&#8217;in kansere yenik düştüğünü öğrendiğimiz hafta Piraye&#8217;ye yazdığı mektuplar vardı gazetelerde&#8230; Şöyle diyordu mektuplardan biri: &#8220;Canım karıcığım. Birbirimizden uzak olmak, birbirimize sokulamamak ne korkunç şey, fakat bu korkunçluğun ne tuhaf, ne acı bir tadı var.&#8221;</p>
<p>Galiba en çok bu tadı sevdi Nazım&#8230; Aslında O&#8217;nun sevdiği, kadınlar değil, sevme fikriydi&#8230; Kadınlar sadece öznesiydi o sevginin; nesnesi oldukları anda değiştirdi onları&#8230; O&#8217;na aşkı anlatabilmek için vesileler, ilhamlar lâzımdı&#8230; Son şiirlerinden birinde, &#8220;Üstümüze yazdıklarımın hepsi yalan&#8221; dedi, &#8220;Onlar olan değil, olmasını istediklerimdi aramızda&#8230;&#8221;</p>
<p>Sevgiyi, yaşamaktan çok yazmayı sevdi&#8230; Ve onca aşktan damıttığını iki sözcüğe sıkıştırıp özetledi:</p>
<p>&#8220;Aslolan hayattır&#8221;.</p>
<p><strong>CAN DÜNDAR</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ardacetin.net/aslolan-hayattir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Duyuru: Pardus Semineri</title>
		<link>http://ardacetin.net/duyuru-pardus-semineri/</link>
		<comments>http://ardacetin.net/duyuru-pardus-semineri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Apr 2009 19:17:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Arda Çetin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Duyurular]]></category>

		<category><![CDATA[GNU/Linux]]></category>

		<category><![CDATA[Teknolojiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ardacetin.net/?p=515</guid>
		<description><![CDATA[TÜBİTAK - UEKAE tarafından geliştirilen ulusal işletim sistemimiz Pardus‘un ve Ulusal Yazılım’ın anlatıldığı seminer 7 Mayıs 2009 Perşembe günü saat 14:00′de Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu Konferans Salonu’nda Pardus geliştiricisi ve Özgürlükİçin.com Yöneticisi Akın ÖMEROĞLU tarafından verilecektir.
Seminer sonrası sınırlı sayıda Pardus CD’si dağıtılacaktır.
Pardus‘a ve özgür yazılıma ilgi duyan herkesi ücretsiz ve dışarıdan katılıma açık olan Pardus [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>TÜBİTAK - UEKAE tarafından geliştirilen ulusal işletim sistemimiz <a href="http://www.pardus.org.tr/">Pardus</a>‘un ve Ulusal Yazılım’ın anlatıldığı seminer 7 Mayıs 2009 Perşembe günü saat 14:00′de Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu Konferans Salonu’nda <a href="http://www.pardus.org.tr/">Pardus</a> geliştiricisi ve <a href="http://www.ozgurlukicin.com/">Özgürlükİçin.com</a> Yöneticisi Akın ÖMEROĞLU tarafından verilecektir.<br />
Seminer sonrası sınırlı sayıda Pardus CD’si dağıtılacaktır.</p>
<p><a href="http://www.pardus.org.tr/">Pardus</a>‘a ve özgür yazılıma ilgi duyan herkesi ücretsiz ve dışarıdan katılıma açık olan <a href="http://www.pardus.org.tr/">Pardus</a> ve Ulusal Yazılım seminerimize bekliyoruz.</p>
<p>Konu: <strong>Pardus ve Ulusal Yazılım</strong><br />
Tarih: <strong>07 Mayıs 2009 14.00</strong><br />
Yer: <strong>Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu - Konferans Salonu</strong><br />
Konuşmacı: <strong>Akın ÖMEROĞLU</strong><br />
Düzenleyen: <strong>BLMYO <a href="http://bim.beykoz.edu.tr/">Bilgi İşlem Merkezi</a></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ardacetin.net/duyuru-pardus-semineri/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Neden Ubuntu seviyorum?</title>
		<link>http://ardacetin.net/neden-ubuntu-seviyorum/</link>
		<comments>http://ardacetin.net/neden-ubuntu-seviyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Apr 2009 15:02:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Arda Çetin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[GNU/Linux]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ardacetin.net/?p=514</guid>
		<description><![CDATA[Epey bir zamandır Linux sunucu kurulumlarında dağıtım tercihimi Ubuntu&#8216;dan yana kullanıyorum.
Birkaç sefer üst üste &#8220;neden Ubuntu&#8221; sorularını alınca bu sorunun cevabını bir blog yazısı yaparak yanıtlamaya karar verdim.
Öncelikle Debian tabanlı olduğundan Ubuntu&#8217;yu seviyorum.
Masaüstü kullanıcıları için farklı olabilir fakat bir sunucu yönetimi yaparken kullandığınız yazılımların ne çok eski, ne de çok güncel olmasını istersiniz. Mesela kernel&#8216;imin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Epey bir zamandır Linux sunucu kurulumlarında dağıtım tercihimi <a href="http://www.ubuntu.com/">Ubuntu</a>&#8216;dan yana kullanıyorum.<br />
Birkaç sefer üst üste &#8220;neden <a href="http://www.ubuntu.com/products/whatisubuntu/serveredition">Ubuntu</a>&#8221; sorularını alınca bu sorunun cevabını bir blog yazısı yaparak yanıtlamaya karar verdim.</p>
<p>Öncelikle Debian tabanlı olduğundan Ubuntu&#8217;yu seviyorum.<br />
Masaüstü kullanıcıları için farklı olabilir fakat bir sunucu yönetimi yaparken kullandığınız yazılımların ne çok eski, ne de çok güncel olmasını istersiniz. Mesela <a href="http://www.kernel.org">kernel</a>&#8216;imin ne en son stable sürüm olan 2.6.29 ne de 2.6.1 olmasını isterim. Aklı selim birkaç güvenlik testlerinden geçmiş, ne çok eski bir sürüm olduğu için artık desteklenmeyen ne de çok yeni olduğu için güvenlik açıklarının veya bug&#8217;ların çıkması haberlerini izlemek zorunda olmak istemediğimden orta şeker Türk kahvesi tadında sunucumun yazılımlarını kullanmak isterim.</p>
<p>Kullanacağım işletim sisteminin arkasında yalnızca bir geliştirici ordusunun olduğunu yöneticilere anlatmam bazen zor olabiliyor. Kimileri işletim sisteminin tam olarak ne olduğunu bilmeseler bile arkalarında bir şirket olmasını istiyor. Dolayısıyla Canonical şirketi sponsorluğunda geliştirilen Ubuntu, hem <a href="http://www.ubuntu.com/partners">partnerleriyle</a> hem de özgür yazılım geliştiricileriyle kurduğu <a href="http://www.ubuntu.com/community">komünitesi</a> dolayısıyla bu açığı çok güzel bir şekilde kapatabiliyor.</p>
<p>Masaüstü platformlarındaysa &#8220;neden Pardus&#8221;un cevabı yakında :)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ardacetin.net/neden-ubuntu-seviyorum/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Oracle&#8217;a Sun doğarsa&#8230;</title>
		<link>http://ardacetin.net/oraclea-sun-dogarsa/</link>
		<comments>http://ardacetin.net/oraclea-sun-dogarsa/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Apr 2009 16:52:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Arda Çetin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Teknolojiler]]></category>

		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ardacetin.net/?p=513</guid>
		<description><![CDATA[Bir çok basın kaynağına da haberleri düştüğü üzere; Oracle, SUN&#8216;ı satın aldı.
Detayları Slashdot, Reuters gibi kaynaklardan alabilirsiniz. Ben yorumum bundan sonra ne olacağı ve ne olmayacağı üzerine düşüncelerimden ibaret.
Öncelikle piyasada veritabanı denildiğinde iki söz sahibi kaldığını hatırlatalım; Microsoft ve Oracle.
Microsoft, Microsoft SQL Server ile Oracle ise hem Oracle Database11g hem de daha önce SUN&#8217;a ait [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir çok basın kaynağına da <a href="http://www.sun.com/aboutsun/media/presskits/2009-0420/index.jsp">haberleri</a> düştüğü üzere; <a href="http://www.oracle.com">Oracle</a>, <a href="http://www.sun.com/">SUN</a>&#8216;ı satın aldı.<br />
<a href="http://developers.slashdot.org/comments.pl?sid=1204955&#038;cid=27644011">Detayları</a> <a href="http://developers.slashdot.org/article.pl?sid=09/04/20/128246">Slashdot</a>, <a href="http://www.reuters.com/article/businessNews/idUSTRE53J2DD20090420?feedType=nl&#038;feedName=usbusinessearly">Reuters</a> gibi kaynaklardan alabilirsiniz. Ben yorumum bundan sonra ne olacağı ve ne olmayacağı üzerine düşüncelerimden ibaret.<br />
Öncelikle piyasada veritabanı denildiğinde iki söz sahibi kaldığını hatırlatalım; Microsoft ve Oracle.<br />
Microsoft, Microsoft SQL Server ile Oracle ise hem <a href="http://www.oracle.com/technology/products/database/oracle11g/index.html">Oracle Database11g</a> hem de daha önce SUN&#8217;a ait olan <a href="http://www.mysql.com">MySQL</a>.<br />
Geriye arkasında vakıf ya da benzeri kurumlarla geliştirilen <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/PostgreSQL">PostgreSQL</a>, <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Firebird">Firebird</a> ve <a href="http://www-01.ibm.com/software/data/db2/">IBM DB2</a>.<br />
Veritabanı pastanın büyük dilim sahiplerinden olan Oracle&#8217;ın SUN&#8217;ı satın almasıyla birlikte Oracle veritabanıyla birlikte çok şahane bir uyum sağlayabilecek olan Solaris işletim sistemi eline geçti. Bu güne kadar müşterilerine ve geliştiricilerine her ortamda &#8220;Oracle veritabanını en iyi Redhat Linux&#8217;la birlikte çalıştırabilirsiniz&#8221; diyen Oracle&#8217;ın bu süreçten itibaren gözünü Solaris ve Oracle kardeşliğinde gitmesi mümkündür. Zira Oracle+Solaris performans testlerinin Redhat&#8217;tan çok da farklı olduğu söylenemez.</p>
<p>Oracle&#8217;ın uzun bir süredir bilişim sektöründe veritabanı dışındaki işlerde de adının geçmesini istediği geçtiğimiz yıllarda piyasada yaptığı/yapmaya çalıştığı alımlardan biliyoruz. Bugün söz konusu alım sonrası Oracle tarafından yapılan bir diğer <a href="http://www.oracle.com/us/corporate/press/018363">basın açıklamasında</a> üstü kapalı olsa da SUN projelerinin ve müşterilerinin kısa ve orta vadede kritik herhangi bir değişiklik gerçekleştirilmeyeceği belirtiliyor.Tek hamlede bilişim sektöründeki lider firmalar listesinde tepeye çıkmayı başaran Oracle; kimi haber sitelerindeki yorumlarda belirtilen &#8220;Oracle Java projesini kapatır&#8221; gibi düşüncelerin aksine Microsoft, IBM gibi devlerle aynı kulvarda koşma peşindedir.</p>
<p>Ayrıca zamanında <a href="http://www.xfree86.org/">XFree86</a> projesinin lisans değişmesiyle <a href="http://www.x.org/">X.Org</a> projesinin ortaya çıkışını hatırlatmak isterim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ardacetin.net/oraclea-sun-dogarsa/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sayısal ortamlar, analog insanlar&#8230;</title>
		<link>http://ardacetin.net/sayisal-ortamlar-analog-insanlar/</link>
		<comments>http://ardacetin.net/sayisal-ortamlar-analog-insanlar/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2009 15:54:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Arda Çetin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[Teknolojiler]]></category>

		<category><![CDATA[Toplum, Politika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ardacetin.net/?p=508</guid>
		<description><![CDATA[Hatrı sayılır bir süredir sunucular, jeneratörler, iklimlendirme sistemleri, ups&#8217;lerin sayıca fazla olduğu datacenter ortamlarından çıkıp, halk arasına karışıp hatta akademik insanların fazlaca olduğu bir ortamda bulunmaktayım.
İzlemlediğim kadarıyla günümüzde insanlar ikiye ayrılmakta.
Bunlar; 1. Dijital (sayısal) insanlar. 2. Analog insanlar.
Dijital insanlar olarak adlandırdığım kitle, günün büyük bir kısmını internete bağlı olarak yaşarlar. Bir numaralı iletişim araçları internet, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hatrı sayılır bir süredir sunucular, jeneratörler, iklimlendirme sistemleri, ups&#8217;lerin sayıca fazla olduğu datacenter ortamlarından çıkıp, halk arasına karışıp hatta akademik insanların fazlaca olduğu bir ortamda bulunmaktayım.<br />
İzlemlediğim kadarıyla günümüzde insanlar ikiye ayrılmakta.<br />
Bunlar; 1. Dijital (sayısal) insanlar. 2. Analog insanlar.</p>
<p>Dijital insanlar olarak adlandırdığım kitle, günün büyük bir kısmını internete bağlı olarak yaşarlar. Bir numaralı iletişim araçları internet, dolayısıyla da e-mailleridir. Günlük basılı gazete okumak yerine <a href="http://www.ntvmsnbc.com">ntvmsnbc.com</a>, <a href="http://www.hurriyet.com.tr">hurriyet.com.tr</a> gibi online haber portallarını ziyaret ederler.  Bir çok sosyal networklere (<a href="http://www.facebook.com">Facebook</a>, <a href="http://www.netlog.com">Netlog </a>vb.) üyedirler, bir çoğunun kişisel blog&#8217;u bulunmakta olup, anlık micro-blogging için <a href="http://www.twitter.com">Twitter</a> kullanmaktadırlar. Alışverişlerinde öncelikli olarak e-ticaret sitelerini tercih edip, etkinlik biletlerini internetten (<a href="http://www.biletix.com">biletix.com</a>, <a href="http://www.mybilet.com">mybilet.com</a> vb.) satın almayı tercih edip, çoğu zaman yemek siparişlerini bile <a href="http://www.yemeksepeti.com">yemeksepeti.com</a> üzerinden gerçekleştirirler. RSS üzerinden teknoloji haberlerini takip etmenin yanında aylık teknoloji ve/veya bilim dergisini satın almaları da söz konusudur.</p>
<p>Bu kitlenin yaş ortalaması maksimum 30-35 yaş olmakla birlikte <a href="http://www.google.com/analytics/">Google Analytics</a> ve blog ziyaretçi kitlemi doğru hesaplamışsam yukarıda saydıklarımın çoğu sizin için de geçerlidir diye düşünüyorum&#8230;</p>
<p>Bir diğer insan grubu ise analog insanlar olarak adlandırdığım gruptur.  Bu toplum üyelerinin en önemli iletişim aracı telefondur. Hemen herşeylerini telefon ile halletmek isterler, çoğu zaman cep telefonundan kısa mesaj göndermek yerine direkt ilgili kişiyi aramak daha kolaylarına gelmektedir. Bu toplum üyelerinde gündemi takip etmek için basılı gazete okumayı tercih ederler. </p>
<p>İş toplantılarında notebook yerine yıllık ajanda taşımayı tercih ederler, iş görüşmelerini, toplantı notlarını, randevularını bilgisayarlarındaki Outlook, Thunderbird, <a href="http://www.google.com/calendar/">Google Calender</a> gibi araçlara kaydetmek yerine bu ajandalarına kaydederler.<br />
Bilgisayarı zorunluluktan kullananlar ise maillerinin yazıcıdan çıktısını alıp, öyle okumayı tercih ederler. Maile cevabı ise kağıda yazılı olarak verip, varsa yardımcısına/asistanına iletir, yoksa telefon edip iletişimlerini sağlarlar.</p>
<p>Bu toplumun garip bir yanı sürekli olarak teknolojinin hayatımızda ne kadar büyük bir yer tuttuğundan, tıp dünyasını geliştirdiğinde bahsedip dururken bir yandan da internetin aslında kötü, gençler için yanlış yönlendirici bir araç olduğundan dem vururlar. Bir yandan iyi bi&#8217;şey olduğundan bahsedilirken, kullanım sırasında &#8220;ne gerek var bunlara&#8221; laflarını duymanız sizi şaşırtmasın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ardacetin.net/sayisal-ortamlar-analog-insanlar/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
