Tahmin ettiğiniz gibi iki ekran görüntüsü koyup, “aman efendim ne güzel web 2.0 site projesi olmuş değiiil mi” demeyeceğim. Sadece oldukça ilgilendiğim bir konuda yeni bir site daha açıldığından dem vuracağım..
Sitemizin ismi AltyazıBul. İncelediğim kadarıyla site çeviri yapmıyor, piyasadaki Türkçe çeviri yapan grupların sitelerinden (divxplanet.com, divxforever.com, yedincigemi.com) kaynak sağlıyor. Bu durumdan altyazı sahipleri çevirmenlerin haberi var mı, yok mu ayrı bir merak konusu.
Yukarıda saydığım gruplarda gönüllü olarak (ve kimi zaman rekor sürelerde divx film-dizi çevirisi yapan arkadaşlar bu tarzda onlarca site açmak yerine altyazi.org gibi bir arama motorunu desteklerler ve izleyiciler tek bir noktadan aradıkları altyazılara ulaşırlar, çevirmenler de çevirilerinin daha çok insana ulaşmasını sağlarlar.
Bugün Google Reader’ımda entry patlaması yaşadım. Her blogger Microsoft’un sponsor hatta organizasyon sahibi olduğu Blog Ödülleri‘ne kendisini aday gösterip, “blog’uma oy verin” yazılarıyla bloglarını doldurmuştu…
Sağolsun Altın Örümcek’in bu seneki sonuçlarıyla artık daha fazla bir halta yaramayacağını anlayan MS Türkiye, bu sefer de gözünü tamamen açık kaynak kod dünyasının ve Google’ın hakim olduğu blog cephesine göz dikmesi ve Blog Ödülleri organizasyona ana sponsor (her “Blog Ödülleri” kelimesinin yanında Microsoft logosunun da olmasından dolayı sponsordan çok organizatör) olması pek hayra alamet gelmiyor..
SEO is using deodorant instead of washing. SEO is masking bad coffee with sugar. SEO is cramming instead of studying. SEO is using pain killers instead of going to the dentist. SEO is taking weight loss pills instead of exercising. SEO is a comb-over. SEO is Scientology. SEO is Paris Hilton. SEO is the Zune. SEO is the morning-after pill. SEO is astroturf. SEO is not the real thing. SEO is cutting corners. SEO is not the solution. SEO is bullshit.
Hepimiz internet başında yaşayan insanlar olduğumuzdan Youtube’un sansürlendiğini falan haber vermeyeceğim. Ya da şu sıralar zittin tane blogda yer alan Youtube.com’u açabilmek için bilgisayarınızda ne gibi taklalar atmanız gerektiğinden…
Bugün Youtube’a girememizin sebebi ne Türk Telekom DNS’lerindeki, ne de Türkiye’nin yurtdışı internet çıkışlarındaki teknik arızadır. Bugün Youtube’a giremiyorsak 5651 yüzünden giremiyoruz.
Yani; “İnterner ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçlara mücadele edilmesi hakkında kanun”.
4/5/2007 tarihinde yani bugünkü hükümet tarafından çıkartılmış, cumhurbaşkanı tarafından onaylanmış olan kanun.
Benzer kanunları uygulamış ülkelere bakarsak; Brazilya, İran, Saudi Arabistan, Suriye, Tayland, Birleşik Arap Emirlikleri.
Ortada “çoğu” internet kullanıcılarına göre bir suç, bir hata olduğu aşikâr.
Eğer suçun olduğu yerde suçlu aranıyorsa bu kişi ne işini yaptı diye Ankara Cumhuriyet Savcılığı’dır, ne de Kürşat Kayral ne de başka birisi. Bu durumda Youtube’a malum videoyu yükleyen zihniyeti bile suçlu görmem, göremem.
İlginçtir.. Yazıyı yazarken bir yandan bir haber sitesine link veririm diye haberturk.com‘daki Youtube’un sansürlenmesi konusundaki insanlarımızın yorumlarını okuyorum ve şaşırıyorum.
Kimileri Türk Telekom’un Youtube’u sadece bizim ülkemizde sansürlendiğinden habersiz. Sanıyorlar ki, Türk Telekom emri verdi ve Youtube tüm dünyada açılmayan bir site artık.
Ya da kimileri 70 milyonluk bir ülkenin Youtube’a girememesini siteye ne kadar büyük bir çöküntü yaşattığından falan bahsediyor.
Ne güzel değil mi? Nejat Uygur tiyatrosu gibi.. Ağlanacak halimize güldüğümüz kara mizah öğreni yaşıyoruz ülkecek…
Kafayı kuma gömeye devam ola…
Firefox severlere; Mozilla Labs‘ı RSS adresini artık daha sık takip etmelerini tavsiye ederim, zira Mozilla ar-ge çalışmaları son sürat sürmekte…
İlk olarak Weave adlı sık kullanılanlar, geçmiş ve şifreler gibi kişisel bilgilerine istediği yerden erişim sağlayan eklentimiz, şimdi de herkesin kolaylıkla kendi fotoğraflarından ya da duvar kağıtlarından Firefox teması yapılmasını sağlayan, varolan temaları şu ankinden çok daha (üstelik Firefox’u restart etmeden) kurabileceğiniz ve en önemlisi normal temalara göre performans düşüşüne yol açmayan firefox Petronas eklentisi.
Petronas eklentisi hakkında daha ayrıntılı bilgi ve forum üyelerinin hazırladığı temayı buradan ulaşabilirsiniz. Yok ben bunları sevmedim, iki dakikada kendi temamı yapacağım diyorsanız sizi buradan alalım.

(Türk bayraklı ya da Pardus logolu tema ilk kimden çıkacak, merak etmiyor değilim :) )
Her şeyde olduğunu gibi Facebook’un b.kunu çıkarttığımızdan olsa gerek, komplo teorileri Facebook için de başlamış.
Facebook’un bir eğlence/vakit öldürme aracı olması dışında Facebook’u bizler Facebook yapmadık mı?
Mevzu kişisel bilgi olunca, suçlu sadece Facebook mu oluyor peki?
del.icio.us‘dan favori sitelerimizi, last.fm‘den en çok dinlediğimizi parçaları, twitter‘da o sırada neler yaptığımızı, şu çok sevdiğimiz Linkedin‘de iş arkadaşlarımızı, çalıştığımız yerleri, eğitim durumumuzu tanımadığımız insanlarla paylaşanlar bizler değil miyiz?
Bir kaç yılda dünya reklam/pazarlama piyasasındaki liderlerden biri olmayı başaran, Google da arama yaptığım kelimeleri index’lemiyor mu?
Hollywood filmlerinde “bilgiye” birkaç klavye tuşuna basarak erişebilen insanlar gördüğümüzde “yok daha neler”, “huh, amma da abartıyorlar” gibi tepkilerin yersiz olduğu ortada değil mi…
Bir iki aydır Firefox eklentilerinden Adblock Plus‘u kullanıyorum. Biraz önce de Adblock veritabanını sürekli otomatik olarak güncelleyebilmesi için Adblock Plus Filter Uploader eklentisini kurdum.
Meğer reklamlar, gereksiz bannerlar olmadan sayfalarda gezmek ne kadar da güzel bi’şeymiş.
Seni bir kez daha çok seviyorum Firefox.
Öncesi;

Sonrası;

sözlük‘te 4 kasim 2007 klonların saldırısı?
Kimilerine göre gerçekten “dokuzuncu nesil boktan çıktı” kimilerine göreyse hepimiz boktan çıktık, bana göreyse sözlüğün boku çıktı.
kırk yıllık (hayır aslında, 6. nesilmiş şimdi baktım da) nickimin giriş bilgilerini hatırlamayınca, fırsattan istifade, hazır facebook’tan da yeteri kadar sıkılmışken sözlükte ikinci bahar havası?
neden olmasın?