'Sports'
Yine Beşiktaş, yine aynı hatalar
Kimi zamanlar fanatik, kimi zamanlarda bir Fenerliden daha nefret içerisinde bir Beşiktaş taraftarı olarak son dönemlerde yine takımın ve taraftarın sevimsizliği boy gösterdiğini düşünüyorum.
Zira sürekli aynı hataları tekrar ediyoruz. Serdar Bilgili zamanında da şimdi ki Demirören zamanında da…
Taraftarın istediği sürekli ve mantıksız derecede büyüme, maçları kazanma ve şampiyon olma. Hiç düşünmezler ki “Serdar Bilgili zamanında milletin Beşiktaş’a borcu varken, ne oldu da Demirören 80 küsür bin dolar borç yaptı?”.
Üstüste üç maç kaybettiğinde Lucescu‘yu istifaya çağıran taraftar şimdi tekrar gelsin diye yapmadık tezaruat bırakmadılar. Lucescu gelse de 4-5 sene öncesinden çok farklı olacağını sanmıyorum. “Az olsun bizim olsun” mantığını benimsemiş, forvet oyuncusunu bile savunmaya koyan bir teknik direktörle her maçı berabere bitirip şampiyon olmak yerine aklı başında, Beşiktaş’ı gerçekten tanıyan, Beşiktaş’ın içinden gelmiş birini alıp ve bu adama öyle 2-3 hafta değil, yeri gelicek tüm bir sezon boyunca müsade vermek gerekiyor ki, takım önce bir kendisini tanısın.
“Demirören İstifa” diye bağırdımız zamanlar 40.000′e yakın Beşiktaş taraftarının sesini duymamış, geçen kongrede tüpçüden başka aday olmaya cesaret edememiş bir takımdan bahsediyoruz.
Biz bir bok yapamıyoruz diye de başkalarına bok atmaya kalkmak önce asil Beşiktaş’lılığa yakışmaz, beyler.
Yelkenler fora; Microsoft vs. Pardus
Çağlayan Arkan‘ın blogdan Microsoft ekibinin yelken yarışı görüntülerini izledim biraz önce.
Diğer tarafta Pardus ekibinden arkadaşların da bu konuda bazı çalışmaları olmuştu.
Hava güzel, şartlar müsait. Böyle bir dostluk mücadelesi için daha ne bekliyoruz? :)
O bir Kobe Bryant
Ne zamandır iyi bir Lakers maçı seyretmiyordum, finellerin yaklaşmasıyla gecem-gündüzüm bir olunca kısa bir ara verip izleyeyim dedim. İyi ki demişim..
Maçın ayrıntısını haberlerde vs. öğrenebilirsiniz, ben sadece Kobe Bryant’dan söz edeceğim.
Dile kolay.. 122 sayı içerisinde 81 sayı. Futbolda bir oyuncu ilk yarı 2-3 gol attı mı yorulur, ikinci yarıda iyi bir performans gösteremez. Turuncu sahadaysa Bryant, yorulacağına, her bir periyotta daha fazla sayı atmaya başladı ve 4. periyotta 50 küsür sayıyla maçı tamamladı.
Böyle bir basketbol zevki için teşekkürler L.A., teşekkürler Kobe.
Tüpçü başkana selam olsun..
Maçtan geldim.. Bir diğer Beşiktaşlı penguen Ümit ile.. Futbol maçı diyemiyorum çünkü ortada futbol adına hiç bir şey yoktu.
Berbat geçen maçın bence en güzel dakikaları 90 dakika bittikten sonra yaşandı. Söylediği bir sözün bile arkasında durmayan, tüpçü başkanımıza ve saz arkadaşlarına (NTV’nin dediğine göre) 25 dakika protesto, Beşiktaş’a destek sloganları attık.
Attıkta ne mi oldu? Yeni Açıktaki bazı Beşiktaşlı kardeşlerimize coplar vuruldu ve bizi polis zoruyla staddan çıkarttılar.
Ama boş çıkmadık.. Bu takımın sahipsiz olmadığını gösterdik. (Görmek istemeyenlerin de gözüne soktuk.)
90 dakika sonrasından bazı noktalar:
Maç bitiminde “savaşa hazır bir polis memuru�?nun arkadaşına söylediği: Maç sanki yeni başlıyor.
Protestolar esnasında bir taraftar: Noluyor oğlum bunlar(polis ve güvenlik) her yeri kuşattı, okçuları hazırlayın en iyisi..
Protestolar esnasında bir diğer taraftar: Ulan maç oynanırken bu kadar bağırmamıştım.
Polis zoruyla staddan çıkatılan, fakat bir türlü açık çıkış kapısı bulamayan ben: Hem zorla çıkartıyorlar hem de kapıları kapatıyorlar.
Protestolar sırasında, kapalıdaki taraftarlar karşılarında beklemede olan yaklaşık 50 kişilik polis grubuna: Siyaaaahhhh
Polislerden “beyaz�? yanıt alamayınca, kapalıdaki aynı grub: Yuuuhhhhh.
Son olarak… Evet, sesim kısıldı
İnönü Stadında manzaralı keyif..
Dün, Beşiktaşlı üç penguen olan ben, Gökmen ve Ümit ile Beşiktaş Samsun maçına gidiverik.
Önümde kimse olmadan, kafaların arasından maç izleme durumunda kalmadan izlediğim ilk maç oldu bu ![]()
Maçı 3-2 kazandık fakat ortada futbol adına pek fazla birşey bulamadım açıkcası. En dikkatimi çekense Beşiktaş’da doğru düzgün orta atan ve çalım yapan kimsenin olmaması.
Peki nasıl gol atıyoruz? Karşı takımın top kayıplarıyla veya duran toplarla şans eseri…
Maçta Sergen yine yapıcağını yaptı elbette ![]()
Maça ilk 11′de başlayıp, golünü attıktan sonra ikinci yarının ilk dakikalarında bir yere düşmesinden sonra kendisinden bir haber alınamadı. Biz, biraz önce yerde tedavisi süren Sergen’i ararken birde bakıyoruz ki Sergen çoktan gitmiş bile, Rıza Hoca oyuncu değişikliği yapıyor
Taraftarın gönlünde iyice süresi dolan pek sevgili BJK yönetimimiz, Fenerden özenmiş olucak ki, stadı LCD ekranlı reklam panolarıyla donatmış.. İlk başta göze zenginlik abidesi gibi görünse de özellikle maç başladıktan sonra bu ışıklı ve oldukça hareketli reklam panoları yüzünden, pano yakınlarındaki pozisyonlara ışık vurduğu için göremez olduk.
Ayrıca bu panolarda ara sıra Windows XP ekranını veya fare ikonunu görmek ayrı bir komiklikti, bizim için
Başlıkta yazdığım “İnönü Stadında manzaralı keyif�? durumu ise şöyle oluyor: stadın yeni açık tarafındayız. Tam önümüzde vapurların yanlarında olduğu gibi demirlikler var. Gökmen’in fikriyle vapurlarda yaptığımız arkamızı yaslatıp, ayakları demirliklere uzatma olayını maçın ilk dakikalarında da yaptık, oldukça da zevkliydi.
Ta ki yağmur hızını arttırıncaya kadar…
Anelka‘nın geçen günkü Fener karşılaşmasını futbol yerine voleybol maçına dönüştürmesini protesto etmek için trübünlerde bir çok “el�? içerikli pankart mevcuttu. Bu pankartların birini maç başında futbolcuların taşıması işin en güzel yanı olmuştu.
Gün, Gökmen’in bizi Taksim Simit Sarayı’nda doyurmasıyla son buldu…


