Spor

Çarşı dönekliğe karşı?

22 December 2008, Monday

Dünkü galatasaray – BEŞİKTAŞ maçı sonrasında ne hakemlerden söz edeceğim, ne fenere cimboma söveceğim, ne de federasyona küfür edeceğim. Lafım sadece Çarşı‘ya.
Sen ki, kitabını delikanlılık üzerine kurmuş olan bir taraftar grubusun, sen ki, hepimizin Asi Ruh’usun.
Demirören geldiğinde “çok yaşa başkan” niraları atan taraftarlar şimdi neredeler? “Allah belanı versin Denizli” diye tezarrat tutanlar, 2-3 maç kazanınca neden sustular da Galatasaray maçı sonrasında “yeter artık” diye tekrar isyan ettiler?
Sözüm ona “delikanlı taraftar” yönetime istifa diye bağırmayı sadece maç yenilgileri sonrasında kendilerini gaza getirmek için mi var? Nerde Asi Ruh? Nerde Çarşı ruhu?

Kimse Cüneyt Çakır maçı şöyle yönetti, böyle yönetti diye suçlamasın. Gidin biraz Seba dönemindeki maçlarımızı izleyin. Kaliteli futbolu, gerçek Beşiktaş ruhunu, gerçek Karakartal gücünü görün.
O zamanda 15 gün önceden derbi maçı hakemini belirliyorlardı. O zaman da milletin arkasından iş çeviren merkez hakem kararları, federasyon oyunları vardı. Ama o zamanlar bir maçta yeniliyorsak, hakkımızla yeniliyorduk, şimdiki gibi hakem katliamları diye jargonlar yoktu. Kendi taraftarını hakemlere karşı kışkırtan, gaza getiren bir bir başkan hiç yoktu.

Yine Beşiktaş, yine aynı hatalar

09 April 2008, Wednesday

Kimi zamanlar fanatik, kimi zamanlarda bir Fenerliden daha nefret içerisinde bir Beşiktaş taraftarı olarak son dönemlerde yine takımın ve taraftarın sevimsizliği boy gösterdiğini düşünüyorum.
Zira sürekli aynı hataları tekrar ediyoruz. Serdar Bilgili zamanında da şimdi ki Demirören zamanında da…
Taraftarın istediği sürekli ve mantıksız derecede büyüme, maçları kazanma ve şampiyon olma. Hiç düşünmezler ki “Serdar Bilgili zamanında milletin Beşiktaş’a borcu varken, ne oldu da Demirören 80 küsür bin dolar borç yaptı?”.
Üstüste üç maç kaybettiğinde Lucescu‘yu istifaya çağıran taraftar şimdi tekrar gelsin diye yapmadık tezaruat bırakmadılar. Lucescu gelse de 4-5 sene öncesinden çok farklı olacağını sanmıyorum. “Az olsun bizim olsun” mantığını benimsemiş, forvet oyuncusunu bile savunmaya koyan bir teknik direktörle her maçı berabere bitirip şampiyon olmak yerine aklı başında, Beşiktaş’ı gerçekten tanıyan, Beşiktaş’ın içinden gelmiş birini alıp ve bu adama öyle 2-3 hafta değil, yeri gelicek tüm bir sezon boyunca müsade vermek gerekiyor ki, takım önce bir kendisini tanısın.

Demirören İstifa” diye bağırdımız zamanlar 40.000′e yakın Beşiktaş taraftarının sesini duymamış, geçen kongrede tüpçüden başka aday olmaya cesaret edememiş bir takımdan bahsediyoruz.
Biz bir bok yapamıyoruz diye de başkalarına bok atmaya kalkmak önce asil Beşiktaş’lılığa yakışmaz, beyler.

Yelkenler fora; Microsoft vs. Pardus

05 November 2007, Monday

Çağlayan Arkan‘ın blogdan Microsoft ekibinin yelken yarışı görüntülerini izledim biraz önce.
Diğer tarafta Pardus ekibinden arkadaşların da bu konuda bazı çalışmaları olmuştu.
Hava güzel, şartlar müsait. Böyle bir dostluk mücadelesi için daha ne bekliyoruz? :)

O bir Kobe Bryant

23 January 2006, Monday

Ne zamandır iyi bir Lakers maçı seyretmiyordum, finellerin yaklaşmasıyla gecem-gündüzüm bir olunca kısa bir ara verip izleyeyim dedim. İyi ki demişim..
Maçın ayrıntısını haberlerde vs. öğrenebilirsiniz, ben sadece Kobe Bryant’dan söz edeceğim.
Dile kolay.. 122 sayı içerisinde 81 sayı. Futbolda bir oyuncu ilk yarı 2-3 gol attı mı yorulur, ikinci yarıda iyi bir performans gösteremez. Turuncu sahadaysa Bryant, yorulacağına, her bir periyotta daha fazla sayı atmaya başladı ve 4. periyotta 50 küsür sayıyla maçı tamamladı.

Böyle bir basketbol zevki için teşekkürler L.A., teşekkürler Kobe.