'Software'
GNOME’U sevmemek için 3 neden
Ortalama 1 aydır işletim sistemi olarak Ubuntu, masaüstü ortamı olarak da GNOME kullanıyorum.
Bazı iş ve projelerim için her halükârda Pardus’a geçmem gerekecek olsa da, kullananların neden kullandığını, hangi özelliğini sevdiğini keşfetmek amacındaydım ilk başlarda.
Bu bir “KDE mi? GNOME’u?” tartışması değildir. Kendi deneyimlerimle birilerine neden GNOME’U sevmediğimi anlatmamın en kısa yoludur..
* Adam akıllı kullanabileceğiniz bir müzik çalar programı bulunmamakta.
“Müzik çalar” dediğinizde ilk cevap “XMMS” olsa da, çoklu playlist olmaması, hala doğru düzgün çalışan bir last.fm eklentisinin olmaması, XMMS benzeri, kendisini XMMS’den daha iyi olduğunu inandırmaya çalışan uygulamaların (bmpx, audacious) çıkması XMMS’in çok da iyi bir müzik çalar olmadığının göstergesidir.
* Kişiselleştirilebilir değil.
X programcı, X uygulamasını yazarken uygulamada büyük butonların olmasını istemiş ve bu şekilde geliştirmişse, sizde bir programcı değilseniz, o uygulamayı o büyük butonlarla kullanmak zorundasınız. Mozilla ekibi dışında “Use small icons” gibi bir kutucuk koymak kimsenin aklına gelmemiş olsa gerek.
GNOME kullanıcılarının GNOME’da beğendiği en büyük özellik sadeliği olsa gerek. Adamlar biraz olsun özellik kalmaya çalışsalar bu sadelikten ödün vermeye başlayacaklardır.
* Kısayol tuşları yok.
GNOME uygulamalarının bir çoğunda kısayol tuşu bulamazsınız. Bu da o “sade”liğin bir parçasımı bilemiyorum ancak insanlara o uygulamayı sevdirecek (mplayer’ı bir çok kişi kısayol tuşlarından dolayı sever) şeylerden biri olan kısayol tuşları yoktur üstüne üstlük sizin ekleyebileceğiniz bir bölüm bulamazsınız.
Yet another download manager
Linux’çu adam da rapidshare.com üyesidir, linux’çu adam da download yapar…
Yeter ki aradığı özellikleri taşıyan bir download manager (indirme yöneticisi) bulabilsin.
Uzun aramalar sorunu, tüm ihtiyaçlarımı karşılayan, Windows’daki FlashGet’in yerini alabilecek bir program buldum; Aria.
Vatana millete, daha sonra benim USB diski kullanıp, film ve dizi ihtiyaçlarını kullanan herkese hayırlı olsun :)
RoundCube Kurulumu
RoundCube‘un nasıl kurulduğuna geçmeden önce RoundCube’un ne olduğu hakkında fikir sahibi olalım;
PHP/MySQL (veya PostgreSQL, MSSQL) üzerinde çalışan, GNU GPL ile lisanslanmış, ekran görüntülerinden de görüleceği üzere gerek tasarım, gerekse kullanım olarak gayet başarılı bir webmail projesi. Maillerinizi sürükle-bırak diyerek bir dizinden diğerine aktarma şansınız bulunmakta. (Ki bu daha beta sürümü)
Çeşitli forumlarda kontrol panel (cPanel, Plesk vs.) kurulu sunucularda RoundCube’un nasıl iki tıkla kurulduğu bolca anlatıldığından dolayı, sadece bir mail sunucu üzerine nasıl kurulacağından kısaca bahsedeyim;
Öncelikle sistem gereksinimleri olarak; PHP, MySQL (4 veya 5 sürümü), Apache, ve (elbette bir) e-posta sunucusu (tercihen qmail).
RoundCube.net‘ten indirdiğimiz son sürümde “SQL” dizini hariç diğer dosyaları FTP’den veya SSH’dan (bkz “man scp”) sunucumuza atıyoruz. Webmail’imizin çalışabilmesi için bir MySQL veritabanı ve kullanıcısı yaratıp, bu kullanıcının bilgilerini config/db.inc.php dosyasında yer alan; ‘mysql://roundcube:password@localhost/roundcube_’; satırına yazıyoruz.
Webmail arayüzünü Türkçe olarak kullanmak istediğimizden config/main.inc.php dosyasındaki $rcmail_config['locale_string'] = ‘en’; satırını $rcmail_config['locale_string'] = ‘tr’; olarak değiştiriyoruz.
Son adım olarak PHPMyAdmin üzerinden veya SSH’da mysql roundcubemail < SQL/mysql.initial.sql komutunu vererek SQL dizini içerisindeki veritabanı dosyasını import ediyoruz.
Tüm işlem bu kadar. Artık kurulumu yaptığınız dizini web’e taşıyarak, (webmail.domain.com tarzında?) webmailinizin yayınına başlayabilirsiniz.
Adblock Plus ile temiz internet
Bir iki aydır Firefox eklentilerinden Adblock Plus‘u kullanıyorum. Biraz önce de Adblock veritabanını sürekli otomatik olarak güncelleyebilmesi için Adblock Plus Filter Uploader eklentisini kurdum.
Meğer reklamlar, gereksiz bannerlar olmadan sayfalarda gezmek ne kadar da güzel bi’şeymiş.
Seni bir kez daha çok seviyorum Firefox.
Knoppix ile günü kurtarmak?
Sistem Yöneticisinin Günlüğü
Bölüm 1: Knoppix Live CD ile günü kurtarmak NASIL?
Gün olur, sabah kalkmış her zamanki gibi bi 10-15 dakika gecikmeyle iş yerinize gelmişsinizdir. Ancak bir monitör ekranındaki Argus‘dan baktığınızda size iyi davranan bir müşterinizin sunucusunun kırmızı ışık verdiğini gördünüz. Hemen bir alt kata, sistem odasına indiniz. Monitör/klavye gibi çevresel araçları makineye takıp, o kutsal siyah ekranın karşısına geçtiniz.
Karşınıza Linux sistemlerinde görmeyi en son isteyeceğiniz türden bir kernel panic hatası çıktı.
Durum karşısında soğuk kanlılığınızı koruyup, makineyi işaret parmağınızın yardımıyla restart ediyorsunuz; bir sonraki init açılışında sistem size diskinizi kontrol edip etmek istemediğinizi soruyor, siz Y tuşuyla bu teklifi kabul ediyorsunuz. Ancak bu işlemin de bir işe yaramadığını görünce CTRL + D tuş kombinasyonuyla base konsola (ki init2 idi sanırım bu) düşüyorsunuz.
Sistem servisleri dışında hiç bir servisin çalışmadığı bu ortamda fsck komutuyla diskinizi daha ayrıntılı bir şekilde kontrole başlıyorsunuz…
Normal şartlarda en fazla 1 saat sürebilecek bu işlem, 1 günü aşan bir süre devam ediyor… (Ve tabii siz işlem takibi için o geceyi datacenter’da sabahlamış oluyorsunuz.)
Sabah müşteriniz telefon etmiş ve makinesine ait hiç bir yedek tutmadığını söylediğinde komutayı toptan devalıp, sistemin yeniden kurulması safhasında gerekecek tüm dataların yedeklerini almak gibi planlar aklınızdan geçmektedir… (Ki o sırada müşteri, datalarının hayati önlem taşıdığından dem vurmaktadır, büyük olasılıkla…)
Bu kısa soluklu bu telefon görüşmesinin ardından, benim bu yazıyı yazmamdaki asıl amaç olan Knoppix CD’sini söz konusuyu makineye takıyoruz…
Knoppix boot ekranında size hangi seçeneklerle açılmasını istediğini sormak için duracaktır. Buraya knoppix text yazıp, enter tuşuna basmamız durumunda KDE/Gnome veya benzeri bir X ortamına gerek duymadan sadece konsol ekranı açılacaktır. (Evet, siyah rengini seviyoruz!)
Bundan sonra diske erişmek için kullanacağımız komutlar sırasıyla;
Makinedeki diskleri görüntülemek için;
fdisk -l
/dev/sda1 disk bölümünü bağlamamız (mount) için öncelikle bir dizin oluşturuyoruz;
mkdir /mnt/sda1
Mount ediyoruz;
mount /dev/sda1 /mnt/sda1
Bu aşamada eğer herhangi bir hata almadıysanız, şanslısınız. Mount etme sırasında diskle ilgili bir hata almanız durumunda, e2fsck /dev/sda1 komutuyla fsck’nin çalışmasını sağlıyoruz. Ancak! Size ilk soru olarak Y/N sorusu soracaktır, buraya hayır (N) diyerek işlemi durduruyoruz.
Ardından; önümüzde 2 seçenek var.
1. Knoppix’e bir IP vererek, uzaktan erişimi açarak (dolayısıyla erişiemediğiniz asıl makineye) uzaktan erişebilirsiniz veya chroot /mnt/sda1 komutuyla o sisteme root olarak giriş yapabilirsiniz.
(Buraya kadar kısmı yaptığınızda, makinesinin root parolasını unutan pek akıllı müşterileriniz olduğunda, onlara makineye fiziksel erişiminiz olduğu zamanlarda Knoppix ile root parolasını passwd komutuyla sıfırlayabilirsiniz.)
Knoppix’e uzaktan erişim için;
1. /etc/network/interface dosyası düzenlenmeli.
2. passwd ile bir root parolası belirlenmeli.
3. SSH servisi açılmalı.
chroot ile de sisteme giriş yaptıktan sonra varsın dosyaları yedekleme…
