Tuhaf bir başlık oldu, kabul.
İşin aslı şu; masanızda birden fazla bilgisayar var. Misal benim gibi, sol tarafınızda Ubuntu kurulu dizüstü bilgisayarınız, sağ tarafınızda Windows XP kurulu şirketin masaüstü bilgisayarı.
Her bilgisayar için ayrı ayrı klavye ve mouse kullanmak yerine bir tane server seçip, ikinci (veya üçüncü/dördüncü ~) bilgisayarları client olarak ayarlayabilirsiniz. Bu sayede server olarak seçtiğiniz bilgisayarın klavye ve mouse’unu kullanarak diğer bilgisayarların yönetimini gerçekleştirebilirsiniz.
Ubuntu/Windows üzerinde yalnızca ekran koruyucularını ve kopyala/yapıştır özelliklerini kullanabiliyorken, Windows/Windows ortamında pencereleri bilgisayarlar arasında paylaşabiliyorsunuz.
Bazı eksikleri ve limitleri olsa da bu haliyle bile son derece kullanılabilir, kurulumu son derece kolay bir çalışma olmuş.
TCP/IP üzerinden bu işlemi yapan dahiane yazılımını ismi; Synergy2.
Windows, RPM ve kaynak kod dosyalarını kendi sitesinden, Ubuntu paketlerini şuradan bulabilirsiniz.
Örnek olması açısında Ubuntu üzerindeki yapılandırma dosyam şu şekilde;
GNU nano 2.0.6 File: /home/arda/.synergy.conf
section: screens
blueberry:
blackberry:
end
section: links
blackberry:
right = blueberry
blueberry:
left = blackberry
end
Herkes virtualization hakkında atıp tuta dursun, Parallels‘ten Ilya Baimetov olayı çok güzel özetlemiş.
600~ sunucunun bulunduğu bir sistem odası düşünün.
Kablolar, santraller, klimalar, kabinler ve sunucular…
Sunucularınızdan bir tanesi var ki, sunucu var ama yok.
Yani, SSH’dan ulaşabiliyorsunuz, bütün servisleri çalışıyor fakat sunucuyu fiziksel olarak sistem odasında nerede bilmiyorsunuz.
Günün birinde böyle salakça bir mevzu ile karşılaşırsanız ilk yapılması gerekeni en son yapmayın diye tarafımızdan yapılanları belirteyim;
* “eject” komutuyla sunucuda varsa cd-rom’u çıkartabilirsiniz. (Ki eğer varsa çok şanslısınız!)
* beep paketi kurularak, “beep -l 30000″ şeklinde bir komutla anakarttan biip sesi çıkartılması sağlanır. (Sistem odasındaki sunucu sayısıyla eş değer olarak gürültünün de oldukça fazla olduğu düşünülürse malesef bu da pek işe yaramaz.)
* Disk üzerindeki GB’lık dosyalar, diskin farklı bir partition’una veya makine içinde varsa ikinci bir diske taşınarak, disk ışıklarını takip etmek.
* Ve bizim en son yaptığımız, sizin ilk yapmanız gereken; VLAN’dan makinenin hangi switch’in hangi portuna takılı olduğuna bakıp, o portun gittiği kabloyu takip etmek.
Firefox severlere; Mozilla Labs‘ı RSS adresini artık daha sık takip etmelerini tavsiye ederim, zira Mozilla ar-ge çalışmaları son sürat sürmekte…
İlk olarak Weave adlı sık kullanılanlar, geçmiş ve şifreler gibi kişisel bilgilerine istediği yerden erişim sağlayan eklentimiz, şimdi de herkesin kolaylıkla kendi fotoğraflarından ya da duvar kağıtlarından Firefox teması yapılmasını sağlayan, varolan temaları şu ankinden çok daha (üstelik Firefox’u restart etmeden) kurabileceğiniz ve en önemlisi normal temalara göre performans düşüşüne yol açmayan firefox Petronas eklentisi.
Petronas eklentisi hakkında daha ayrıntılı bilgi ve forum üyelerinin hazırladığı temayı buradan ulaşabilirsiniz. Yok ben bunları sevmedim, iki dakikada kendi temamı yapacağım diyorsanız sizi buradan alalım.

(Türk bayraklı ya da Pardus logolu tema ilk kimden çıkacak, merak etmiyor değilim :) )
Ortalama 1 aydır işletim sistemi olarak Ubuntu, masaüstü ortamı olarak da GNOME kullanıyorum.
Bazı iş ve projelerim için her halükârda Pardus’a geçmem gerekecek olsa da, kullananların neden kullandığını, hangi özelliğini sevdiğini keşfetmek amacındaydım ilk başlarda.
Bu bir “KDE mi? GNOME’u?” tartışması değildir. Kendi deneyimlerimle birilerine neden GNOME’U sevmediğimi anlatmamın en kısa yoludur..
* Adam akıllı kullanabileceğiniz bir müzik çalar programı bulunmamakta.
“Müzik çalar” dediğinizde ilk cevap “XMMS” olsa da, çoklu playlist olmaması, hala doğru düzgün çalışan bir last.fm eklentisinin olmaması, XMMS benzeri, kendisini XMMS’den daha iyi olduğunu inandırmaya çalışan uygulamaların (bmpx, audacious) çıkması XMMS’in çok da iyi bir müzik çalar olmadığının göstergesidir.
* Kişiselleştirilebilir değil.
X programcı, X uygulamasını yazarken uygulamada büyük butonların olmasını istemiş ve bu şekilde geliştirmişse, sizde bir programcı değilseniz, o uygulamayı o büyük butonlarla kullanmak zorundasınız. Mozilla ekibi dışında “Use small icons” gibi bir kutucuk koymak kimsenin aklına gelmemiş olsa gerek.
GNOME kullanıcılarının GNOME’da beğendiği en büyük özellik sadeliği olsa gerek. Adamlar biraz olsun özellik kalmaya çalışsalar bu sadelikten ödün vermeye başlayacaklardır.
* Kısayol tuşları yok.
GNOME uygulamalarının bir çoğunda kısayol tuşu bulamazsınız. Bu da o “sade”liğin bir parçasımı bilemiyorum ancak insanlara o uygulamayı sevdirecek (mplayer’ı bir çok kişi kısayol tuşlarından dolayı sever) şeylerden biri olan kısayol tuşları yoktur üstüne üstlük sizin ekleyebileceğiniz bir bölüm bulamazsınız.
Linux’çu adam da rapidshare.com üyesidir, linux’çu adam da download yapar…
Yeter ki aradığı özellikleri taşıyan bir download manager (indirme yöneticisi) bulabilsin.
Uzun aramalar sorunu, tüm ihtiyaçlarımı karşılayan, Windows’daki FlashGet’in yerini alabilecek bir program buldum; Aria.

Vatana millete, daha sonra benim USB diski kullanıp, film ve dizi ihtiyaçlarını kullanan herkese hayırlı olsun :)
RoundCube‘un nasıl kurulduğuna geçmeden önce RoundCube’un ne olduğu hakkında fikir sahibi olalım;
PHP/MySQL (veya PostgreSQL, MSSQL) üzerinde çalışan, GNU GPL ile lisanslanmış, ekran görüntülerinden de görüleceği üzere gerek tasarım, gerekse kullanım olarak gayet başarılı bir webmail projesi. Maillerinizi sürükle-bırak diyerek bir dizinden diğerine aktarma şansınız bulunmakta. (Ki bu daha beta sürümü)
Çeşitli forumlarda kontrol panel (cPanel, Plesk vs.) kurulu sunucularda RoundCube’un nasıl iki tıkla kurulduğu bolca anlatıldığından dolayı, sadece bir mail sunucu üzerine nasıl kurulacağından kısaca bahsedeyim;
Öncelikle sistem gereksinimleri olarak; PHP, MySQL (4 veya 5 sürümü), Apache, ve (elbette bir) e-posta sunucusu (tercihen qmail).
RoundCube.net‘ten indirdiğimiz son sürümde “SQL” dizini hariç diğer dosyaları FTP’den veya SSH’dan (bkz “man scp”) sunucumuza atıyoruz. Webmail’imizin çalışabilmesi için bir MySQL veritabanı ve kullanıcısı yaratıp, bu kullanıcının bilgilerini config/db.inc.php dosyasında yer alan; ‘mysql://roundcube:password@localhost/roundcube_’; satırına yazıyoruz.
Webmail arayüzünü Türkçe olarak kullanmak istediğimizden config/main.inc.php dosyasındaki $rcmail_config['locale_string'] = ‘en’; satırını $rcmail_config['locale_string'] = ‘tr’; olarak değiştiriyoruz.
Son adım olarak PHPMyAdmin üzerinden veya SSH’da mysql roundcubemail < SQL/mysql.initial.sql komutunu vererek SQL dizini içerisindeki veritabanı dosyasını import ediyoruz.
Tüm işlem bu kadar. Artık kurulumu yaptığınız dizini web’e taşıyarak, (webmail.domain.com tarzında?) webmailinizin yayınına başlayabilirsiniz.
Bir iki aydır Firefox eklentilerinden Adblock Plus‘u kullanıyorum. Biraz önce de Adblock veritabanını sürekli otomatik olarak güncelleyebilmesi için Adblock Plus Filter Uploader eklentisini kurdum.
Meğer reklamlar, gereksiz bannerlar olmadan sayfalarda gezmek ne kadar da güzel bi’şeymiş.
Seni bir kez daha çok seviyorum Firefox.
Öncesi;

Sonrası;
