Kişisel

Kırgızistan notlarım

03 July 2010, Saturday

Geçen ay University of Management and Design (UMD)‘nın uzaktan eğitim sistemleri üzerindeki bir çalışmadan ötürü 4 günlüğüne Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’e gittim.
Epey zamandır da kafamdaki notları bloga dökmek istiyordum ki, daha fazla vakit kaybetmeden halledeyim dedim.

Malumunuz Kırgızistan son zamanlarda siyasi açıdan oldukça çalkantılı bir dönem yaşıyor. Olayların ve çatışmaların çoğunlukla şehrinde olsa da, Bişkek’e giderken çekinmedim değil açıkcası.
Fakat tahmin ettiğimin aksine şehirde sessizlik ve sakinlik hakimdi. Bişkek tipik bir sovyetler ülkesinden farksızdı. Örnek olarak; büyük ve geniş caddeler, başta Lenin ve diğer Sovyetler Birliği döneminden liderlerin olduğu heykeller, park, bahçe ve oyun alanları gibi yerlerin fazlalığını sayabilirim.

Kırgızistan dışarıdan bakıldığında hiç önemsenmeyen, fazla dikkat çekmeyen ve küçümsenen bir ülke gibi dursa da içine girdiğinizde günlük hayatın çok da dışarıdan görüldüğü gibi olmadığını anlayabilirsiniz. 4 -5 günlük ziyaretim sırasında Bişkek’in hemen her noktasını gezdim diyebilirim. Onca siyasi olaylara rağmen gördüğüm polis sayısı 4′ü geçmedi. Kırgız şoförümüze bunun nedenini sorduğumuzda “çıkan olaylardan sonra askerler Rusya ve Gürcistan’a kaçtı. Polislerin çoğu ise ne yapacaklarını bilmedikleri için (ülkede henüz bir Milli Savunma Bakanlığı ya da Emniyet Müdürlüğü gibi bir teşkilat yok) evlerinde oturuyorlar” cevabını veriyor.

Ortada bir kollu kuvvet yokken, hükümet binaları taşlanıp, yakılırken bile sokaktaki insanlar günlük hayatlarına hiç bir şey yokmuşçasına devam edebiliyorlar. Sosyal – kültürel faaliyetlerin yanı sıra insanlar parklarda – bahçelerde elele, ko kola doşalıp, tenis oynayabiliyorlar. (Bizdeki futbol sevgisinin aksine Kırgızistan’daki en önemli spor dalı tenismiş. Şehirde bir çok halka açık tenis sahası bulmanız mümkün.)
Sokaklar demişken; Bişkek’in yolları oldukça berbat. Caddelerde sürüyle çukur bulunmakta. 15 dakikada gidilebilecek bir yere 30 dakikada gitmek zorunda kaldık bir çok kez.

Ülkedeki insanların etnik kimlikleri ise çok çeşitli. Gözlemlediğim kadarıyla Bişkek’te sokaktaki insanların ancak yarısı Kırgız milletinden. Geri kalanı Özbek ve Rus kökenlilerden oluşuyor. İnsanlar hem Kırgızca hem de Rusça biliyor. Sokakta çoğunlukla Rusça konuşuluyor. Kırgızistan’ın resmi para birimi Kırgızistan Somu. Somun değeri Türk lirasından düşük. 30 Som 1 Türk lirası ediyor. Zorda kalırsanız taksiciye bile Dolar, hatta Türk Lirası verebiliyorsunuz, kabul ediyorlar.

İnsanlar, dışarıdan gelen Ruslara “acaba iyi mi kötü mü” şeklinde karşı soru işaretiyle bakarken  Türklere karşı bir sevgisi var. Konuştuğum çoğu kişinin kendisi ya da bir yakını Türkiye’ye en az bir defa gelmiş, temel Türkçe kelimeleri biliyor. İngilizce bilen ise çok çok az.
Hoş, Türk olduğumu ve bir üniversitede çalıştığımızı söylediğimde ilk sordukları soru “F. Gülen’in bir üniversitesi mi?” oluyor. Zira Orta Asya’da Fethullahçıların bir çok üniversite, yurt, alışveriş merkezi ve oteli bulunuyor.

Halkın ekonomik durumu ise ortanın ortasında diyebilirim. Mavi yakalı iş yapanlar aylık ortama 200 – 300 Dolar maaş alıyor ve bu tutarın bir aylık ihtiyaçlarını karşılamaya yettiğini söylüyorlar.

Ülkedeki en güzel uygulamalardan biri Sovyetler Birliği sırasında yapılmış ve bu güne kadar devam ediyor; ülkede halen herkesin birer evi bulunmakta ve kimse kira ödemiyor.
Petrolden gelirleri olmasına rağmen benzin tahmin ettiğim kadar ucuz değildi. 1 litre benzin ortalama 2 Türk Lirası tutarında.

Uzun lafın kısası Türkiye’den emekliliğini geçirmeleri için oldukça güzel bir yer diyebilirim Kırgızistan için. İyi bir emekli maaşıyla yardımcınız ve şoförünüzle birlikte yaşayabilirsiniz. Ülkedeki tek eksik ise denizin olmamasıydı.

Dönüşte üzüldüğüm tek nokta Bişkek’ten aldığımız kımızın son kullanma tarihini kaçırmış olmamız. Güzelim kımızı içemedik gitti :(

Bir kaç fotoğraf için Facebook’a yüklediğim albüme göz atabilirsiniz.

Urban5 ve bir takım değerler…

02 September 2009, Wednesday

Vakti zamanında ülkemizde, belki de dünyada sevgi, saygının yanında cinselliğin ve seksin belirli bir seviyede korunarak konuşulduğu, tartışıldığı bir konulu komünite vardı, Urban5 adında. Vakti zamanında diyorum zira haberini aldığımdan beri sanki bir yakınım hastalanmışçasına üzüldüğüm Urban5, bugün itibariyle kepenklerini kapatmış.
Büyük Dostlar Meclisi’nin kendi aralarında yaptığı buluşmaları saymazsak, Mayıs 2005′de Taksim Mihrimah Sultan’da yapılan ilk Urban5 aktivitesi dün gibi aklımdadır. Urban5 benim için sadece bir web sitesi, sadece bir sosyal ağ değil, mahalledeki dostlar kahvehanesidir. Kurulduğu günden bu güne urb’lara cinselliği ve seksi tabu konuları olmaktan çıkartıp, kızlı-erkekli seviyeli arkadaşlıklarla birer tartışma konusu haline getiren mekandır.

Amma velakin her masalın bir de sonu vardır. “Konulu komünite” bir süre sonra kendi kabına sığmadı ve konusundan biraz olsun uzaklaşarak Big K’nın lafıyla “sevgi, kardeşlik üzerine” muhabbetlere daldı…

Hala bir umut var ki; bu Atilla’nın yapmış olduğu kötü bir eşek şakası olsun. Gelsin desin ki, “kandırdım lan sizi, site bakımdaydı sadece”.
Kanka bil ki, çok küfür ederim sana. Ama bir o kadar da teşekkür ederim… Bizlere bu koskoca 4 güzel yılı yaşamamızda vesile olduğun için.
Kal sağlıcakla.

Urfa İzlenimleri

15 February 2009, Sunday

Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu Bilgi İşlem olarak Şanlıurfa Harran Üniversitesi‘nde düzenlenen Akademik Bilişim 2009‘a katıldık.
Seminer, panel ve oturumlardan arta kalan zamanımızda Şanlıurfa ve Gaziantep’i gezerek geçirdik.
Urfa ve Antep gezilerim sırasında şehir ve insanlarıyla ilgili izlenimlerim kısaca şöyle;

  • Hayatımda yediğim en güzel yemekleri bu geziler sırasında yedim. İstanbul’da bir lokma baklava yediğinizde size verdiği kalori ve ağırlık bir yana, Antep Güllüoğlu’nda yediğim onca baklava o kadar hafif ve lezzetliydi ki, İstanbul’da uzun bir süre tatlı yiyebileceğimi sanmıyorum.
  • Urfalılar’ın günlük yemeklerinde ciğer çok önemli bir yer tutuyor. Özellikle sabah kahvaltılarında ve geceleri ciğer en çok yenen yemek. Yolunuz Urfa’ya düşerse merkezde, çarşı içindeki salaş ciğercileri deneyin. Veya Dedecan da iyi bir alternatif.
  • Başta çay ve sigara olmak üzere bir çok şey Suriye’den kaçak olarak gelmekte. Zaten çay konusunda normal Rize çayı bulabilmeniz imkansız gibi bi’şey. Halk sadece kaçak çay tüketiyor.
  • İstanbul’da haftasonu arabayla Migros, Bauhause ve Ikea’ya gider gibi Urfa’da arabası ve gelir durumu nispeten orta-iyi derecede olanlar 1 saatlik yol mesafesindeki Suriye’ye gidip alışverişlerini gerçekleştiriyorlar. Suriye onlar için hem vergisiz hem daha ucuz geliyor.
  • Ayrıca Urfalılar’a göre Suriye, Şanlıurfa’ya bakılırsa 40-50 yıl gerisindeymiş.
  • Urfa sokaklarında malesef kadın sayısı çok düşük, hatta yok denecek kadar az. Başı açık kadın sayısı 1-2′yi geçmezken, kapalı kadınlar türban değil, başörtüsünü tercih ediyorlar.
  • Kışın sıcak, yazın serin tutan puşi rengine göre takan kişinin soyunu da belli ediyor. Siyah-beyaz kareli puşileri kürtler, mor rengindeki ise araplar takıyor. Ancak son 1-2 senedir dünya genelinde puşi modası çıkmasından ötürü artık çarşılarda hemen her renk puşi bulabilirsiniz. Fiyatları 4 liradan başlıyor, 10-15 liraya kadar çıkıyor.
  • Şu anki Şanlıurfa Belediye Başkanı olan Ahmet Eşref Fakıbaba‘ya halk arasında büyük destek var. Önümüzdeki yerel seçimlerde Saadet Partisi’nden tekrar başkan adayı olan Fakıbaba’nın kazanması kesin gözüyle bakılıyor.
  • Her ne kadar sokaktaki kadın sayısı az olsa da yolda, otobüste kadınlara yer verme durumu söz konusu. Büyükşehirlerden tek farkıysa, bir erkek tanımadığı bir kadının yanına oturamıyor.
  • Bunu belki bir çoğunuz bilir ancak yine de buraya not düşeyim; yoldan geçen birisine “kaç çocuğun var” sorusunu sorduğunuzda, “6 çocuğum var” diyorsa bilin ki bu sadece erkek çocuklarının sayısıdır. Yavaş yavaş cevap “6 çocuğum var, 3 de kız çocğum var” şeklini alıyormuş. Kürtçe’deyse “kaç çocuğun var” diye bir soru şekli zaten bulunmuyormuş. Bunun yerine “kaç oğlun var” diye soruyorlarmış.
  • 4 gün boyunca bizi gezdiren minibüsümüzün şöförü Refik Abi’ye göre “neden bu kadar erkek çocuk yapılıyor” sorusuna yanıtı; “birini savaşta kaybedersin, biri mahpusa düşer, diğeri mayına basar.. Yapalım bulunsun abi”
  • Urfalılar için kış mevsimi koca bir yıl boyunca yalnızca 10 gün sürmekteymiş. Diğer zamanlar yaz mevsimi yaşıyorlarmış.
  • Urfa ve çevresindeki çoğu toprak aşiretlerin veya ağalarınmış. Ancak GAP Projesi ile birlikte bu toprakların su ve değer kazanmasıyla birlikte halk ve ağalar arasında tam bir gelir uçurumu yaşanmış.
  • Günü birlik Gaziantep turumuz bizi oldukça şaşırttı. Antep, bi İstanbul Sirkeci’den farksız durumda. Gerek insanları gerek teknolojileri olsun, Urfa’nın aksine tam bir büyükşehir olmuş durumda.
  • Antep’e gidip bakırcılar çarşısından bakır cezve ve tespih almadan, İmam Çağdaş‘ta da kebap yemeden dönmeyin.
  • Yeni bir sayfa..

    09 January 2009, Friday

    Herşey yapılabilir
    Bir beyaz kağıtla
    Uçak örneğin uçurtma mesela
    Altına konulabilir
    Bir ayağı ötekilerden kısa olduğu icin
    Sallanan bir masanın
    Veya siir yazılabilir
    Süresi ötekilerden kısa
    Bir ömür üzerine…

    Bir beyaz kağıda
    Herşey yazılabilir
    Senin dışında
    Güzelliğine benzetme bulmak zor
    Sen iyisimi sana benzemeye çalış
    Herşeyden,
    Bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor
    Belki tabiattadır çaresi
    Senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
    Ve benim
    Bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim
    Anlarım bitkiden filan
    Ama anlatamam
    Toprağın güneşle konuşmasını
    Sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla…

    Sen bana ışık ver yeter
    Bende filiz çok
    Köklerim içimde gizlidir
    Gelen, giden, açan, soran, bere, budak yok
    Bir şiir istersin
    “İçinde benzetmeler olan”
    Kusura bakma sevgilim
    Heybemde sana benzeyecek kadar
    Güzel bir şey yok…

    Uzun bir yoldan gelen
    Tedariksiz katıksız bir yolcuyum
    Yaralı yarasız sevdalardan geçtim
    Koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
    Herşeyi anlattım
    Olan olmayan acıtan sancıtan
    Bilsem ki sana varmak içindi
    Bütün mola sancıları
    Bütün satabilize arkadaşlıklar
    Daha hızlı koşardım
    Severadım gelirdim
    Gözlerinin mercan maviliğine…

    Sana bakmak
    Suya bakmaktır
    Sana bakmak
    Bir mucizeyi anlamaktır
    Sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
    Aşk sorgusunda şahanem
    Yalnız kelepçeler sanıktır
    Ne yazsam olmuyor
    Çünkü bilenler hatırlar
    Hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
    Bahçıvanlar değil tüccarlardır
    Sen öyle göz
    Sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
    Sen teninde cennet kayganlığı iken
    Sana şiir yazmak ahmaklıktır…

    Bir tek söz kalır
    Dişlerimin arasından
    Ben sana gülüm derim
    Gülün ömrü uzamaya başlar
    Verdiğim bütün sözler
    Sende kalsın isterim
    Ben sana gülüm derim
    Gül sana benzediği için ölümsüz
    Yazdığım bütün şiirler
    Sana başlayan bir kitap için önsöz…

    Sana bakmak
    Bir beyaz kağıda bakmaktır
    Herşey olmaya hazır
    Sana bakmak
    Suya bakmaktır
    Gördüğün suretten utanmak
    Sana bakmak
    Bütün rastlantıları reddedip
    Bir mucizeyi anlamaktır
    Sana bakmak
    Allah’a inanmaktır…

    Yılmaz Erdoğan

    HP 2133 Netbook

    27 November 2008, Thursday

    Çalıştığım kurumun verdiği Toshiba 15.4inc’lik notebookla her iş günü kıtalararası yolculuğumda taşımam süretiyle boyun ve omuz ağrılarımın başladığı anda maksimum 13inc’lik bir notebook arayışlarına girmiştim.
    Epey uzun süren bu araştırmalar sonunda Asus EEE PC 1000H almaya kesin karar verdiğim pazar akşamı hepsiburada.com’a girdiğimde gördüğüm ve aşık olduğum HP 2133‘ü bir anda alıverdim ve dün akşamdan beri kendisiyle seviyeli bir beraberliğim bulunmakta..

    HP 2133, piyasadaki diğer netbook benzeri ürünlere göre bir marka avantajı bulunmasına rağmen fiyat olarak rakipleriyle eş değer seviyede..

    3 hücreli bataryasına rağmen şimdilik ortalama 3 saate varan bir kullanım (Firefox, Thunderbird, Excel + wireless bağlantı) olanağı sunmakta. Dilerseniz aynı modelin 6 hücreli batarya ve 2GB RAM’li halini de bulabilmek mümkün.

    Donanımsal özelliklerinin yanında piyasadaki rakiplerine oranla çok daha sağlam ve şık grimsi ve Apple’ı andıran bir görüntüsü bulunan 2133′ün klavyesi de benim gibi uzun ve büyük parmaklı kullanıcıların bile kolaylıkla kullanabileceği, hiç bir zorluk çekmeyeceği şekilde ayarlanmış. Klavye konusunda ilk dikkat ettiğim nokta olan CTRL ve fonksiyon tuşları sıralaması da doğru (en köşede CTRL yhemen solunda fonksiyon) bir şekilde sıralanmış.

    8.9inc parlak monitörü 1280×600 çözünürlüğü bulunmakta olup, daha 24 saatlik kullanımımda ekranla ilgili herhangi bir sorunla karşılaşmadım, her iş ortamı bilgisayarı gibi çözünürlük ve monitör boyutu gayet yeterli geliyor.


    Asus EEE PC sonrası netbooklarda en çok merak ettiğim konu işlemcileri olmuştu. İşim gereği de P133′den beri özellikle Intel ve AMD bir çok işlemci türü deneyip, kullanmış birisi olarak kimisinde 1.3, kimisinde 1.6Ghz. olan Intel Atom ve VAI diye adlandırılan işlemcilerin günlük kullanımlarında ne gibi bir etkisi olduğunu bilmiyordum. Araştırdığım sitelerde, forumlarda ve listelerde de bunun cevabını tatmin edici boyutta bulamamıştım…

    VIA C7-M RF türü ve 1.6GHz hızında bir işlemciye sahip olan HP 2133 ile bugün her türlü ofis işlerimi (internette gezmek, mail alışverişi, excel-word dosyaları vb. tüm bunların yanında msn, gtalk ve winamp+last.fm’in sürekli açık kalması) donanımsal sebeblerden kaynaklanan bir yavaşlık veya donma gibi bir şey hissetmedim. (Bir kere dosya kopyalarken Vista’dan kaynaklanan bir salaklık öbürü Windows restart edildi.)

    Artılar: Klavye düzeni ve tuşların büyüklüğü, dış cephesinin sağlamlığı, hopörlör ve ses kalitesi..

    Eksileri: Yüksek CPU kullanımı sırasında normalden fazla artan sıcaklık, 2 adet USB girişi olması..

    Donanımsal Özellikler:

    • İşlemci CPU VIA C7-M RF 1.6GHz
    • Yongaseti VIA 896
    • Sistem Belleği 1024M 667DDR2 1DM
    • Ekran Kartı VIA Chrome 9
    • Ağ Kartı 10/100/1000 Ethernet
    • Pcmcia ExpressCard/54 yuvası veya tümleşik Akıllı Kart Okuyucu, 1 Secure Digital yuvası
    • Sabit Disk Kapasitesi 120G 5400RPM
    • Batarya 3 hücreli batarya
    • Ekran LCD 8.9 WXGA (1024 x 600)
    • İşletim Sistemi Microsoft® Windows® Vista Home Basic
    • Boyutlar 27mm x 255mm x 165 mm, 1.27 kg
    • Geliştirilmiş Portlar 1 adet Tür I/II PC Kart Yuvası – 2 x USB2., VGA, RJ-45
    • Kablosuz Haberleşme 802.11a/b/g, Bluetooth
    • Bellek Kart Yuvası 2 USB, ExpressCard/5 4 yuvası, 1 Secure Digital yuvası

    Rss Feed Tweeter button Facebook button