Demin not defterinde sezon boyunca “izlenecekler” ve “sezon bitiminde topluca izlenecekler” diye liste yaparken o listeyi kaybetmeyeyim diye buraya yazayım dedim;
İzlenecekler; Prison Break, House M.D., Dexter, Chuck, Heroes, How I Met Your Mother, (+ Lost).
Sezon sonuna kadar beklenip topluca izlenecekler; Fringe, Supernatural, Gossip Girl, Terminator: The Sarah Connor Chronicles, Smallville.
Görüldüğü gibi çok yoğun bir insanım. Dizilerden başımı kaşıyacak vaktim yok.
Bazen çalıştığınız yer size bir ev, bir okul gibi gelir. Yaptığınız fazla mesailerden mi, evden çok severek yaptığınız işe vakit ayırmaktan mı, o yer mesai arkadaşlarınızdan dolayı mı yoksa farklı duygusal sebeblerden mi bilinmez ama öyledir işte…
Gün gelir; kendinize yeni bir yuva kurup, ilk göz ağrınız yuvanızdan ayrılırsınız.
Gün gelir; okulunuzdan mezun olursunuz.
Ve gün gelir, hayatınızın bir parçası değil, hayatınız olmuş yerden ve kişilerden ayrılırsınız.
Zamanla alışacağınızı bile bile.. Sizi ve kariyerinizi belki çok daha iyi şeylerin beklediğini bile bile.. Ayrılsanız da, bazı şeyleri arkanızda bırakıyor olmak, bazı şeyleri özleyeceğinizi bilmek yine de verdiğiniz karardan ötürü kendinize kızmayı engellemez.
Bir gün seni bırakırım ya
tütünü bırakmak gibi bir şey olur bu
Evet, gün geliyor, bıkıyorum senden,
ama İstanbul’dan bıkmak gibi bir şey olur bu.
CEMAL SÜREYA
Bu grip dedikleri hastalık ne kadar illet bi’şeydir. İnsan vucudundaki her kemik parçası ağırır, sızlanır, başı ağrır, sümükleri akar, koku alamazsın, boğazın ağırır, sesin kartlaşır, hiç birşey yapmaya halin yoktur falan filan..
Amma velakin grip konusundaki dialoglar genellikle şöyledir;
- Hayırdır, sesin bir garip geliyor, neyin var?
- Hastayım, grip oldum çok feci.
- Haa, grip mi, neyse limonlu bi’şeyler iç geçer… Ben seni niye aramıştım ya?!
Ama bir bilseler ne kadar salak bir hastalık olduğunu, eminim böyle konuşmazlar.