Sinema

Bir Woody Allen Dünyası: Whatever Works

24 January 2010, Sunday

Bilenler bilir, tam bir Woody Allen fanatiği olarak son filmi Whatever Works, Türkçe’siyle Kim Kiminle Nerede filmini izledim, bu buz gibi karlı kış günü, evde 2+1 ve projeksiyon keyfiyle…
Yine bilenler bilir ki, Woody Amca yazdığı/çektiği filmlerinde mutlaka kendi dünyasından bir parça birşeyler anlatır bizlere. Whatever Works’de bana göre tamamen bir Woody Allen dünyası izledik. Kendi hayat görüşleri, felsefesi, dünyası, sarışınlara olan tutkusu, tabii ki New York Manhattan sokakları…

Film senaryosu; kendi halinde hayatını sürdüren ihtiyar, eski fizikçi (ve az buçuk filozof) Boris’in günün birinde hayata bakışı kendisinden tamamen farklı olan 21 yaşındaki Melodie ile tanışmasıyla başlayan maceralarını anlatmakta. İlk başta güzel giden Melodie ve Boris’in hayatı Melodie’nin anne ve babasının olaya karışmasıyla işler çığrından çıkıyor…
Boris kimi zaman filmde olduğunu unutup, sinema salonundaki seyirciyle konuşması, bize dert yanması ve felsefe yapması film diyalogları ayrıca harikuladeydi.
Tabii ki Woody Allen’in olduğu yerde sarışın, cinsellik, bol yatak sohbeti olmaz mı? Onlar da bol miktarda mevcut.

Dipnot: Seinfeld‘ten bu yana Larry David‘i de epey özlemişim..

Avatar

02 January 2010, Saturday

Twitter yüzünden epeydir blog’a yeni yazı girmez olduğumun farkına varıp, bu durumu Avatar filmi hakkında birşeyler karalayıp bozayım dedim.

Filmi geçen hafta Historia alışveriş merkezindeki Cinebonus sinemalarında 3 boyutlu olarak izledim. Çoğu kişiye göre 3 boyutlu izlediğim ilk film değildi kendileri ve daha öncesinde izlediklerime göre gayet vasat bir 3D ortamı sunuyordu izleyicilere. Yine 3 boyutlu olarak geçen sene izlediğim Journey to the Center of the Earth bu konuda çok daha başarılıydı.

Avatar, senaryo olarak bana ilk olarak Star Wars ve The Lord of the Rings filmlerini anımsattı. Bu filmlerde de farklı ırklar, diller ve dünyalar Avatar’da da mevcut..
Benzer ortamlar dışında Avatar’da iki farklı ırkın birbirine aşık olmasıdan ve iki farklı insan ırkının (biri barıştan diğeri savaştan yana) mücadelesi anlatılmaktaydı.

Hıncal Uluç’un yazdığı üzere Avatar filmi için oldukça iyi bir pazarlama şaheseri denilebilir. Şu anki sinema dünyamızı değiştirecek yenilikler katmadığı kesin. Ancak yine de haftasonunu sinema izleyerek değerlendirmek istiyorum diyenlere güzel bir görsel şölen sunmaktadır, tavsiye ederim.

Diji, diji diziler..

01 October 2008, Wednesday

Demin not defterinde sezon boyunca “izlenecekler” ve “sezon bitiminde topluca izlenecekler” diye liste yaparken o listeyi kaybetmeyeyim diye buraya yazayım dedim;

İzlenecekler; Prison Break, House M.D., Dexter, Chuck, Heroes, How I Met Your Mother, (+ Lost).
Sezon sonuna kadar beklenip topluca izlenecekler; Fringe, Supernatural, Gossip Girl, Terminator: The Sarah Connor Chronicles, Smallville.

Görüldüğü gibi çok yoğun bir insanım. Dizilerden başımı kaşıyacak vaktim yok.

Hiç birşey hakkında bir reklam

07 September 2008, Sunday

Microsoft’un özellikle pazarlamacılar arasında oldukça konuşulan Bill Gates ve Jerry Seinfeld‘in oynadığı reklam sonunda yayınlandı.
Reklamı kime izletsem ve “ne anladın” diye sorsam “hiç birşey” yanıtını alıyorum.
Tıp kı Jerry Seinfeld‘in 1990-1998 arası yazdığı Seinfeld dizisinden farksız olmuş. Bir ara CNBC-e‘de de oynayan Seinfeld‘i bilen bilir, aslında bir konusu/konsepti varmış gibi görünse de birkaç bölüm üstüste izlediğinizde “ne anlatıyor bu adamlar” diyebiliyorsunuz.
Bakalım, Microsoft reklamının sonraki bölümlerinden bir anlam çıkartabileeekmiyiz…

IMAX çok başka bi’şeymiş

08 August 2008, Friday

Geçen hafta Hergün’ün yoğun IMAX met etmesiyle İstinyePark‘taki AFM‘ye Batman The Dark Knight‘a gittik…
AFM IMAX‘de film izledikten sonra beyaz perdeye beyaz perde demem, beyaz perde yerden tavana kadar yükselmedikçe…
Batman’a gelince..
Filmi Matrix veya Spiderman vari görsel bir şölen olarak değil, V for Vendetta ve anarşik bir yapı olarak görmekte fayda var.
Joker, adı üzerinde tam joker bir eleman. Ne tam bir savaşçı ne bir terörist.
Batman Begins‘e göre filmde yalnızca Rachel‘ın oldukça yaşlanmış olması biraz entersandı.
Robin karakteri film sonunda belli oluyor ve büyük ihtimal bir sonraki Batman serisinde Robin’le tanışacağız.
Kesinlikle bugüne kadar çekilen en iyi Batman filmiydi.

Rss Feed Tweeter button Facebook button