Genel

Hem öğreniyorum, hem öğretiyorum misali?

25 December 2006, Monday

İki hafta önce Ümran‘dan, geçen hafta iş yerinden ve cumartesi de kitapevinden aldığım Java kitaplarını bitireyim, java semineri vereceğim.

Kitapları bitirmek derken… İçindekiler kısmını bitirmekten söz ediyorum tabii.

Kahvaltıcı Amca

20 December 2006, Wednesday

Beşiktaşlılar için Beşiktaş‘ta önemli bir kaç dükkan mevcuttur. Yılmaz Elektrik hemen onun bir kaç metre ötesinde dilsiz bir berber amca ve çarşının ortasında Kahvaltıcı Amca… Geçen aya kadar şahane şekerleri bulunan bir de Yılmaz Şekerleme vardı ki, artık Turkcell telefon bayiisi oldu o da..

Bir kaç haftadır kahvaltıcı amca’ya pazar kahvaltısına gidiyorum. Bal, kaymak, yumurta, peynir, zeytin ve o muhteşem boğürtlen reçeli… Pazar günleri ortalıkta ruh gibi dolaşmaktansa daha canlı ve zihinde geçiyor…
Miss…
[odeo=http://odeo.com/audio/4194683/view]

W3C/Web 2.0 Slide Show

27 November 2006, Monday

Necdet Hoca‘nın müthiş ikna edici kabiliyeti sayesinde şenlikte verdiğim Firefox ile Web’i Yeniden Keşfedin sunumunu INET-TR için yeniden düzenlemeye oturduğumda ‘madem Firefox semineri, Firefox üzerinde vereyim’ dedim ve World Wide Web Consortium‘dan Dave Raggett‘ın ürünü olan HTML Slidy‘a giriştim.
Ne OpenOffice’in kalıplaşmış sunum tasarımları ne de hantallığı kaldı..
Web’i ve 2.0 sürümünü artık daha çok seviyorum.

Aynı hamam..

20 November 2006, Monday

Çevremdekiler bilir, yazın başında odamda duran televizyonu kaldırdığımdan beri, dünyada neler olup bittiğini bir-iki gün geç öğreniyorum. Sabahları işe giderken yolda, otobüsdeki 10-15 dakikalık gazete okumamla sınırlı her şey. Ki manşet haberlerinden çok, köşe yazarlarını okumayı tercih ediyorum çoğunlukla.
Dün birkaç saat televizyon ve günlük gazeteler arasında buldum kendimi ve yeni fark ettim ki, insan televizyon izleyerek bi’şey kaybetmiyor, aksine zaman kazanıyormuş. Zira ne dünyada ne de Türkiye’de değişen pek de bir şey yok.
İcat amacı bilgi paylaşımı, kolay iletişim ve haberleşme olan, ilköğretimde bizlere “haberleşme aracı” olarak tanıtılan televizyon artık bir eğlence kutusundan başka birşey değil.
Malesef, ülkemizdeki eğlence anlayışı da pek bir kısıtlı. Zira halen şu başbakanın ulusa seslenişinden daha çok reyting alan “Kaynana ve tayfası” ve ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde olması gerekirken stüdyo stüdyo dolaşan milli makine mühendisimiz ile gündüz, kendisine “konsept danışmanı” diyip, dünya siyasetindeki tüm gerçekleri bildiğini sanan kişilerin hazırladığı mafya dizileriyle akşam kuşakları bu eğlence kutusunda yer bulmakta.

Bir de evdeki bilgisayara tv kartı almayı planlıyordum! Beni 22Dakika dizileri ve Youtube ile başbaşa bırakın iyisi mi…

RSS iyidir, RSS ısıtır.

16 October 2006, Monday

Geçenlerde dosyalarıma selam ettikten sonra Akregator’umun RSS kaynaklarını baştan yapılandırmaya oluşturmaya başladım.
Enteresan blog tasarımlarını vesairelerini boş verdim, RSS butonu olmayan blog var bu memlekette yahu!
Koyun kardeşim bir buton, nedir yani.. Taş mı taşıyorsunuz da, beliniz ağrayacak.
Kırk saat yok, kaynak kodu görüntüle, kod arasında RSS feed adresini bul kopyala/yapıştır..
İş mi bu ya…

Rss Feed Tweeter button Facebook button