'Miscellaneous'
Yani?
Her ne kadar TDK bize yani kelimesi için “”Demek, şu demek ki” anlamlarında bir söz” diye bir açıklamayla çıksa da bir muhabbet ya da tartışma ortamındayken bu kelimeden oldukça tiksinmekteyim.
İki kişi arasında harıl harıl bir tartışma süredururken, biri diğerine 3-5 dakika kesintisiz, nefes nefese birşeyler anlattıktan sonra karşısındakinin cevabı sadece “yani, evet” şeklinde oluyorsa o ortamdan mümkün olduğunca uzak durmaya bakarım.
Yoksa kafayı derim.
Neye “yani” arkadaşım? “yani evet sana katılıyorum” mu yoksa “evet yani de aslında senin dediğin gibi değil o olay” manasında bir “yani” mi?
İşte bunu sevmiyorum
Sevgili McDonalds‘ımızın sevgili McFlurry adlı ürününü gün aşırı severek ve beğenerek tüketen bir tüketici olarak sesleniyorum; lan şu bonibonları dondurmanın tek bir yerine doldurmayın, yayın iyice. Adı üzerinde dondurma olduğundan bu işi ben yapamıyorum, erimesini bekleyip, bonibonları dağıtıp, buzluğa koysam ayrı bir dert..
Bonibonlu tek köşeyi yiyorum bitiyor, kalıyor koca bir sade dondurma!
Siz şu işi bu cihaz, hazır sade bir dondurmayken yaparsanız çok sevaba girersiniz vallaha.
Sinan Çetin’le ne menem
Öncesinde BBG, sonra ağa dizileri, geçen sene popstar yarışmaları ile geçen televizyon serüveni bu aralar mistik güçleri olduğunu iddia eden insancıklarla geçiyor.
Bu mistiklerin en çok izleneni sanırım Star TV’deki Sinan Çetin’le Fenomen yarışması.
Normalde okuyamadığı sayıları birkaç saniyede çarpıp bölme işlemi yapanlar, doğmamış bebeğe gönderilen mektuplar, üçbin puzzle arasında bir parçayı bulabilme… Bu liste daha çok uzar.
İnsanların bu tür yapımları izlerken sürekli kafalarında bir soru geçer: Nasıl? Nasıl yapıyor bütün bunları? Nasıl o kadar puzzle arasında seçilen parçayı bulabiliyor? Nasıl 4-5 haneli rakamları 4-5 saniyede çözebiliyor? Şunu nasıl yapıyor, şunu nasıl biliyor vs.
Kimse neden sorusunu sormuyor.
Neden bir televizyon yarışmasında bu kadar zor matematik sorusunu çözer ki bir insan? Neden akademik kariyer yapıp, bir matematik profesörü olmaz?
Neden güçlü 6. hissiyle binlerce puzzle arasında doğru parçayı bulmak yerine teşhisi konulamayan hastalar için tip eğitimi almaz?
Neden ünlü bir mankenin gelecekte sahip olacağı çocuğu için tahminlerde bulunmak yerine astroloji alanında ülkemizin sayılı isimlerinden olup, bu dalda kendilerini geliştirmiyorlar?
Neden?
Queen‘in dediği gibi; The Show Must Go On
Hostçu olmak ya da olmamak..
6.99$’a bir alan adı tescili (.com), 200$’a site, ödeme ve müşteri paneli (AWBS), 27$’a hosting sunucu kontrol paneli (Parallels Plesk), 165$’a Intel Core2duo işlemcili sunucu ve 1Mbit hat (SHDC).
Toplam ilk maliyet: 398.99$.
Sonraki aylık maliyet: 192$.
Evet, bu iş bu kadar ucuz.
Peki, bu kadar basit mi?
EmViPi Şeysi
Sağolsun bazı bilişimci arkadaşlarımız kendilerine EmViPi şeysi alacaklar diye kılı kırk yarıyorlar, WordPress kurup kişisel blog açıyorlar, yazgelistir.com tarzı yerlere üye olup, 7/24 döküman yazmalıyım triplerine giriyorlar, bu varolan siteler yetmiyor bir de kendileri hazır bir .net scriptiyle hesapta komünite sitesi kurduk ayağına yatıp, MVP Türkiye’deki cici arkadaşlarımızın gözünü boyuyup, Türkiye’de bilmem kaç tane kadar az olan bir ünvana sahip olup, Seattle yolcuğuna hazırlıyorlar kendilerini.
Ne diyelim.. Bana sürekli spam mail göndermedikten sonra yolları açık olsun.
Other requests?

Neden? Niçin?
Yok mu arttıran?
SEO ola hayrola?
SEO is using deodorant instead of washing. SEO is masking bad coffee with sugar. SEO is cramming instead of studying. SEO is using pain killers instead of going to the dentist. SEO is taking weight loss pills instead of exercising. SEO is a comb-over. SEO is Scientology. SEO is Paris Hilton. SEO is the Zune. SEO is the morning-after pill. SEO is astroturf. SEO is not the real thing. SEO is cutting corners. SEO is not the solution. SEO is bullshit.


