'Informatics'
“Pardus Sunucu Fabrikası”
Bir tasarım ve reklam ajansı Hisseli Harikalar Fabrikası, sessiz sedasız Pardus 1.1′den bu baya Pardus‘un güvenli kanatları altında…
Daha nice örnekleri için çalışmalar sürüyor…
Pek yakında…
Spam’li (Özel) Günler
Bayramlar, sevgililer günü, yılbaşı, anneler/babalar günü vs. vs…
Şu spamci (kendi aralarında “toplu e-posta” veya reklam iletileri” gönderen) insanlar yüzünden hepsinden nefret ediyorum.
Siz de benimle aynı fikirleri paylaşıyorsanız; SpamCop, Fight Spam.
e-Posta Kültürü
Dünyada MSN adlı iletişim protolünü en çok kullanan 3. ülke olmamıza, Türk Telekom rakamlarına göre milyonu geçen ADSL internet abonesine, hemen her internete bağlanan abonenin bir e-posta hesabı olmasına rağmen ne yazıktır ki, halen e-posta kültürünü kavrayamamış bir durumdayız. (Yazar, bu Uğur Dündar usulü giriş için okurlarından özür diler.)
Bu yazıyı yazma isteğim şuradan başladı; benim e-postalarımı alan/okuyan/görenler belki dikkat etmişlerdir ki, imza kısmında e-posta adresimi yazacaksam, bunu @ işaretiyle yazmam. Genellikle ~ veya benzeri işaretler kullanırım. Bunu sebebi hem e-posta adresimi barındıran sunucunun spam korumasını daha az çalıştırarak, sunucuyu daha az yormak; hem de spam iletilerden olabildiğince kurtulmak.
Zira bilirim ki; internetin bir köşesinde (bu bir GoogleBot da olabilir, liste arşivcileri de..) o iletimdeki imzayı görüp, spam listesine kaydedilebilir.
Ancak bazı arkadaşlar var ki; bu arkadaşlar sadece bilişim okur-yazarı değil, Windows 2003 Server gibi ulvi alanlarda çalışan arkadaşlar; o imzalarıma koyduğum “~” işaretiyle dalga geçerek, “Arda, mail adresini yanlış yazmışsın” diye düşünmekteler…
Bu konudaki bir diğer toplum yarası da; e-postaların ısrarla HTML formatında gönderilmesi…
Yavrum, canım benim.. Web sayfası hazırlamıyorsun.. Alt tarafı e-posta iletisi göndereceksin, ne var bu kadar kasıcak?
Ve iletinin tümünü konu başlığına yazanlar var tabii, o şahsiyetlere birşey demiyorum bile.
Toplum yarası demişken; Yıllar geçti, millet olarak hala şu e-posta listesi olayını kavrayamadık gitti. Birileri artık uzayda golf oynar durumda, biz hala şu üye olunan listeden nasıl çıkılacağını bilmiyoruz.
Hadi üye olurken “e-posta trafiği yüksektir” yazısını görmedin, bire devriş bari listeye gönderilen her iletinin altındaki adresi de mi görmezsin?!
Bazıları işin ciddiyetinde…
NTVMSNBC’den alıntı;
“Bloglar, kurumların hedef kitleleriyle iletişim davranışlarını nasıl baştan sona değiştiriyor?” sorusuna yanıt arayanlara Robert Scoble ve Shel Israel’in yazdığı ‘Çıplak Sohbetler’i öneririz. Kitabın önsözü, Fortune Dergisi’nin iş dünyasının “Ur-Guru”su (guruların gurusu) olarak nitelendirdiği Tom Peters’tan.
Mobil Yaşam
Birazdan bu blog girdisinde günlük hayatımızı bilgisayar başında geçirdiğimiz, gelişen cep telefonları ve dizüstülerle fiziksel olarak bilgisayar başından kalktığımızda da bizimle birlikte olan sistemlerden söz etmek istiyorum…
Siz de benim gibi bilgisayarınızı açtıktan sonra ilk yaptığınız iş müzik kutunuzu açmaksa, piyasadaki(açık/kapalı) en iyi müzik çalan uygulama olan Amarok sistem çekmecenizde bulunmalı. Kolay şarkı/şarkıcı arama özelliği, yeni nesil radyomuz Last.fm ile tam uyumluluk ve artık hemen her media player’la birlikte gelen store/dükkan özelliği bir arada.
iPod’unuzdaki parçaları mı bilgisayarınızda dinlemek istiyorsunuz fakat Apple (her şarkının copyright lisanslı olduğunu farz ederek) size bazı yasal kısıtlamalar koymuş ve iTunes ile iPod’daki parçaları bilgisayarınıza kopyalamanıza izin vermiyor mu?
Bizim için çocuk oyuncağı. Konqueror’un adres çubuğuna ipod:/ yazmanız yeterli.
Günlük hayatın koşuşturmacalarından bir sonraki gün yapacaklarınızı unutanlardan mısınız? Birisinin ya da bir şeyin bunları sizin için not etmesini mi istiyorsunuz? Dert değil, BasKet var. İnsan bir kere kullanmaya başlayınca kafasındaki, monitöründeki ve ofisde masasındaki not kağıtlarından kurtuluyor.
Dileyim ki, yüzlerce sunucunun bulunduğu bir datacenter’da sistem yöneticisisiniz ve kimi zaman Windows Server 2003′lerle uğraşmak durumunda kalıyorsunuz. Fakat aklınızda bir soru işareti; Windows’dayken Linux’a OpenSSH ile bağlanabiliyorum ama Linux’dayken Windows’a nasıl bağlantı sağlayacağım?
Çözümü kendisinden büyük işler yapan Matthew Chapman‘ın yazdığı rdesktop uygulamasında.
Soğuk datacenter’lardan uzaklaşıp, patlamış mısır kokulu sinema salonlarına dönelim…
Kainatta bilinen hemen her türlü medya codec’ini çözümleyebilen mplayer sağolsun ki, artık alt yazı için şu mov uzantısı için şu codec diye aramadan sadece filmin tadını çıkartmanız yeterli. Size bir tek patlamış mısırları patlatmak kalıyor ;)
Her sistemde olduğu gibi Pardus’da da belirli aralıklarla sisteminizi güncellemeniz gerekmektedir. PiSi-KGA’dan bu yana kilometrelerce yol kat eden Paket Yöneticisi ile sistem güncellemeleri hiç olmadığı kadar kolay; güncellemek istediğin paketleri seç, butona tıkla!
Henüz USB 1.1 sürümündeyken hatırlıyorum da, bilgisayara USB portundan bir zamagingo takıp kullanmak istediğimizde önce o aleti sisteme mount etmemiz gerekiyordu. Şimdilerdeyse USB aleti taktıktan sonra sadece 1-2 saniye beklemek bile zor geliyor.
Hep diyorum.. Her geçen gün Linux’a (ve Pardus’a) geçmemek için nedenler azalıyor. Geriye sadece bahaneler ve alışkanlıklar kalıyor.
Dipteki Not:Bu girdideki diğer amaç Pardus’un özgür olması dışında getirdiği günlük hayatınızı kolaylaştıran avantajları ön plana çıkartmak olabilir, olmayabilir de..
İkinci Dipteki Not: Mobil yaşam demişken, daha piyasaya çıkmadan efsane olmuş şöyle de bir alet var artık, aklınızda bulunsun..

