İş Dünyası

Oracle’a Sun doğarsa…

20 April 2009, Monday

Bir çok basın kaynağına da haberleri düştüğü üzere; Oracle, SUN‘ı satın aldı.
Detayları Slashdot, Reuters gibi kaynaklardan alabilirsiniz. Ben yorumum bundan sonra ne olacağı ve ne olmayacağı üzerine düşüncelerimden ibaret.
Öncelikle piyasada veritabanı denildiğinde iki söz sahibi kaldığını hatırlatalım; Microsoft ve Oracle.
Microsoft, Microsoft SQL Server ile Oracle ise hem Oracle Database11g hem de daha önce SUN’a ait olan MySQL.
Geriye arkasında vakıf ya da benzeri kurumlarla geliştirilen PostgreSQL, Firebird ve IBM DB2.
Veritabanı pastanın büyük dilim sahiplerinden olan Oracle’ın SUN’ı satın almasıyla birlikte Oracle veritabanıyla birlikte çok şahane bir uyum sağlayabilecek olan Solaris işletim sistemi eline geçti. Bu güne kadar müşterilerine ve geliştiricilerine her ortamda “Oracle veritabanını en iyi Redhat Linux’la birlikte çalıştırabilirsiniz” diyen Oracle’ın bu süreçten itibaren gözünü Solaris ve Oracle kardeşliğinde gitmesi mümkündür. Zira Oracle+Solaris performans testlerinin Redhat’tan çok da farklı olduğu söylenemez.

Oracle’ın uzun bir süredir bilişim sektöründe veritabanı dışındaki işlerde de adının geçmesini istediği geçtiğimiz yıllarda piyasada yaptığı/yapmaya çalıştığı alımlardan biliyoruz. Bugün söz konusu alım sonrası Oracle tarafından yapılan bir diğer basın açıklamasında üstü kapalı olsa da SUN projelerinin ve müşterilerinin kısa ve orta vadede kritik herhangi bir değişiklik gerçekleştirilmeyeceği belirtiliyor.Tek hamlede bilişim sektöründeki lider firmalar listesinde tepeye çıkmayı başaran Oracle; kimi haber sitelerindeki yorumlarda belirtilen “Oracle Java projesini kapatır” gibi düşüncelerin aksine Microsoft, IBM gibi devlerle aynı kulvarda koşma peşindedir.

Ayrıca zamanında XFree86 projesinin lisans değişmesiyle X.Org projesinin ortaya çıkışını hatırlatmak isterim.

Müşteriyle konuşmak…

11 January 2009, Sunday

Müşteri memnuniyet anketlerinin genel amacı müşterinin isteklerini dinlemek, onlarla konuşmak ve CRM101′de sözü edilen “müşteri her zaman haklıdır” klişesinden yola çıkarak, müşteri ilişkilerini buna göre düzenlemektir.

Kim bilir bu ne kaç defa bir işletmede (sinema, kafe, restorant, banka vb.) müşteri memnuniyet anketi doldurdum… Henüz hiç birinden doldurduğum anket hakkında bir geri dönüşüm almamıştım. Ankette yazdığım e-posta ve cep telefonuma gelen spam mailler/reklam smslerini saymazsak tabii ki.
Taki bugüne kadar. Dün “Bizimle konuştuğunuz için çok teşekkürler!” konulu bir e-posta düştü. Haftaiçi Kanyon Numnum‘da doldurduğum anket sonrasında Numnum Yiyecek İçecek A.Ş.’den Nihal Üstündeniz tarafından aşağıdaki yazıyı aldığımda, ilk defa müşterilerinin önerilerini, görüşlerini dikkate alan, o anket kağıtlarının sadece kağıt yığını olarak kalmadığını öğrendiğim bir işletme oldu.
Teşekkürler numnum!

Sayın Arda Çetin,

Bizimle paylaşmış olduğunuz güzel yorumlarınız için çok teşekkür ederiz.

numnum ailesi olarak, müşterilerimizin numnum’ a geldiklerinde keyifli bir tecrübe yaşamaları ve mutlu olarak ayrılmaları bizim tek hedefimiz.
Sizin gibi bilinçli müşterilerimizin yorumları, kendimizi sürekli olarak geliştirmemizde çok önemli bir rol oynamaktadır.

Bizimle konuştuğunuz için çok teşekkürler!

Nihal Üstündeniz

Sosyal mecralar, reklam mecraları mı?

22 December 2008, Monday

XING, LinkedIn, Pronected ve diğerleri…
Bir çoğumuz iş dünyasının bu sayılı sosyal ağ sitelerine üyeyizdir. Günlük yaşamda birlikte çalıştığımız kişilerden tutunda, gerçekte hiç tanışmadığınız, internette ismen bildiğiniz kişileri arkadaş olarak ekleriz, mesajlaşırız, bilgi paylaşımı içerisindeyizdir.

M. Serdar Kuzuloğlu‘nun FF‘deki mesajında XING’deki durumun cember.net öncesi durumla ilgili olduğu belirtilse de benzer mesajlar diğer sosyal iş platformları için de geçerli malesef.

Mesela; Pronected profilimde kişisel birkaç bilgi ve üniversite bilgilerim yazıyor olmasına rağmen hiçbirini tanımadığım kişiler beni arkadaş olarak ekleyip, arkadaş talebini kabul etmemin ardından gayrimenkul, inşaat, mermer dekorasyonu(böyle bir sektör mü varmış?) gibi benimle uzaktan yakından ilgisi olmayan konularda tanıtım mesajları gelmekte..
Facebook‘taki durum çok daha feci. Facebook Gold Üyelik, Bilmemkaç yılın iyilik hareketi, Toplanın millet Facebook’ta sanal ordu kuruyoruz gibi eskiden (ve bazılarımız için hala devam eden) mailleri birbirimize forward etme durumları yerini sosyal platformlara bıraktı. Bu sitelerin ve sitelerdeki grupların oluşturulmasındaki amaç elbetteki spam türünde mesajlar göndermek.

Öncesinde bir çok firma tarafından piyasadaki mail adreslerinin toplanıp, bir CD’ye kaydedilip satılması popülerken şimdilerde bu satışı yapılan toplu mail adreslerinin pek bir geçerliliğinin bulunmamasından ötürü bu sefer hedef sosyal platformlar oldu.

Yeni girişimciler için hosting/sunucu barındırma seçimi

10 December 2008, Wednesday

Yeni internet girişimcileri için bir çok rehberler, makaleler, yol göstermeler hatta etohum sayesinde etkinlikler mevcut. İşin önemli ancak çoğu kişi tarafından atlanan bir noktası da hosting, sunucu barındırma veya kiralama modellerinin seçimi.

Barındırma türlerine geçmeden önce sitenizi yurtiçinde mi yurtdışında mı barındıracağımıza karar vermelisiniz. TTNET tarafından yapılan çalışmalar, kesintiler ve ülke olarak yurtdışı çıkış hatlarımızın yavaşlığından ve kesintilerinden söz etmeye bile gerek görmüyorum. Ancak! Siteniz global bir proje ise veya bir video streaming gibi yüksek ölçüde trafik harcayan bir site ise sunucusunu yurtdışında barındırma seçeneğine kesin gözüyle bakabilirsiniz. Global projenizde yurtdışındaki ziyaretçi kitlenizin Türkiye’deki sunucuya erişmesi ve sayfalarınızın açılış hızı düşük olacaktır. Ayrıca video streaming konusunda da yurtiçindeki yüksek trafik ücretlerinden dolayı eğer iyi bir yatırımınız yoksa videoların yurtdışındaki sunucunuzdan, sitenizdeki diğer datalarının ise yurtiçinde olması performans ve ücret açısından yararlı olacaktır.

Projenizin yayın lokasyonunu belirledikten sonra sırada barındırma türünü belirme geliyor. Bunları 3 maddede açıklayayım;

1. Barındırma (Web Hosting)

Web hosting, bir sunucu içerisinde birden fazla web sitesi barındırma hizmetine verilen genel isimdir. Türkiye’deki hosting firmaları ortalama donanım (CoreQuad CPU) özelliklerdeki bir sunucuya ortalama olarak 300-400 adet site barındırılmaktadır. Ortalaması aylık 10 dolardan 60-70 dolara kadar çıkabilecek ücretlerde hosting seçenekleri mevcut.

Her ne kadar sitenizi web hosting üzerinden yayınlamanız maliyet açısından olumlu olsa bile tek bir sunucuya, o sunucudaki standart olarak hosting firmasının belirlediği özelliklere/bileşenlere bağlı kalmak zorundasınızdır. Ayrıca sizinle aynı sunucuda bulunan bir siteye gelecek olan herhangi bir saldırı, güvenlik açığı veya sitedeki bir hatadan (bkz. sonsuz döngüye sebebiyet veren bir PHP sorgusu) sizin siteniz de etkilenecektir.

Ülkemizdeki hosting sektörü birazcık hosting kontrol panel yönetimi bilen herkesin yaptığı bir iş olduğundan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından hosting işi yapanların faaliyet belgesi alma zorunluluğu getirildi. Bu belgeye sahip firmaların listesine buradan ulaşabilirsiniz. Bu listede bulunmayan kişilere projelerinizi emanet etmemeniz öncelikli olarak tavsiye edilir.

2. Sunucu Kiralama (Dedicated)

Son birkaç yıldır datacenter alanındaki yatırımların artmasıyla gözle görülür bir artış sağlayan sunucu kiralama hizmetlerinde sunucu donanımsal olarak kiraladığınız firmaya ait olup, sizin sunucu üzerinde yalnızca üzerindeki işletim sistemsel haklarınız bulunmaktadır. Sunucu barındırma hizmetine göre avantajı sermayenizde bir sunucu satın alacak miktar bulunmuyorsa 160 dolardan başlayan ve sunucunun donanımsal özelliklerine göre artan bir fiyata aylık olarak sunucunuz olabilir. Kısa vadede avantajlı gibi görünen bu durum uzun vadede sizi dezavantajlı duruma getirmektedir. Zira firma kiraladığı sunucuların kendi masrafları zaten6-7 ay içerisinde çıkıyor, sonradan firmaya ödediğiniz yalnızca net kar miktarı oluyor.

Bir diğer dezavantajı da ileriki süreçte sunucuya donanımsal birşey (ram, disk vs.) eklemek istediğinizde firmanın size önerdiği (+1GB RAM aylık ortalama 10$) fiyat dışında bir seçeneğiniz bulunmamakta. Sunucuyu kendiniz satın almanız durumunda ise piyasadan 20 dolara 1GB RAM (bellek) alıp, takabilirsiniz.

3. Sunucu Barındırma (Colocaltion)

Kendi sunucunuzu dışarıdan satın alıp erişim sağlayıcısı belgesine sahip bir firmaya teslim edip, sunucunuza internet, elektrik erişimi ile birlikte bir datacenter ortamında bulundurulmasına sunucu barındırma hizmeti adı verilmektedir.

Sunucu barındırma hizmetini alacak olanların dikkat etmesi gereken noktaların başında satın alacağı sunucu gelmektedir. Yazıcıoğlu gibi yerlerden toplama desktop bir bilgisayarı sunucu yerine kullanmak yerine HP, DELL, SNC, IBM gibi markaların tercih edilmesi tavsiye edilir. Özellikle yedek parça, hızlı destek gibi kilit noktalarda HP ve SNC bugüne kadar pek bir sıkıntı yaşatmadılar bana.

Sunucu barındırma hizmeti ilk bakışta diğer iki seçenekten daha masraflı gibi görünse de uzun vadede projeniz için oldukça avantajlıdır. Projeniz web hostingteki gibi aynı sunucudaki diğer siteleren etkilenmesi söz konusu değildir, sunucu kiralama seçeneğine nazaran da sunucunuza istediğiniz donanımsal değişikliği yapma özgürlüğünüz bulunmaktadır.