Aynı hamam..
Çevremdekiler bilir, yazın başında odamda duran televizyonu kaldırdığımdan beri, dünyada neler olup bittiğini bir-iki gün geç öğreniyorum. Sabahları işe giderken yolda, otobüsdeki 10-15 dakikalık gazete okumamla sınırlı her şey. Ki manşet haberlerinden çok, köşe yazarlarını okumayı tercih ediyorum çoğunlukla.
Dün birkaç saat televizyon ve günlük gazeteler arasında buldum kendimi ve yeni fark ettim ki, insan televizyon izleyerek bi’şey kaybetmiyor, aksine zaman kazanıyormuş. Zira ne dünyada ne de Türkiye’de değişen pek de bir şey yok.
İcat amacı bilgi paylaşımı, kolay iletişim ve haberleşme olan, ilköğretimde bizlere “haberleşme aracı” olarak tanıtılan televizyon artık bir eğlence kutusundan başka birşey değil.
Malesef, ülkemizdeki eğlence anlayışı da pek bir kısıtlı. Zira halen şu başbakanın ulusa seslenişinden daha çok reyting alan “Kaynana ve tayfası” ve ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde olması gerekirken stüdyo stüdyo dolaşan milli makine mühendisimiz ile gündüz, kendisine “konsept danışmanı” diyip, dünya siyasetindeki tüm gerçekleri bildiğini sanan kişilerin hazırladığı mafya dizileriyle akşam kuşakları bu eğlence kutusunda yer bulmakta.
Bir de evdeki bilgisayara tv kartı almayı planlıyordum! Beni 22Dakika dizileri ve Youtube ile başbaşa bırakın iyisi mi…
Yorumla!

20 November 2006 | Kategori: 
