Arda Çetin


Arda Çetin - Life and Information Technologies

October, 2008

İnternet Yasakları Hakkında Bildirge

Bilişim Sivil Toplum Kuruluşları Basın Bildirgesi

Türkiye İnterneti Yasaklama Ayıbından Kurtulmalıdır !
Youtube 6 aya yakındır yasaklı. Myspace, Dailymotion, Dawkins, ve
nihayet Blogger yasaklandı. Wordpress ve Alibaba’yı yasaklamaktan
çekinmedik. Son bir yılda 5651, kişilik hakları ve fikri ve sinaihaklar
nedeniyle bini aşkın webi yasakladık. Türkiye dünya internetine kendi
kurallarını empoze etmeye çalışıyor ve bunu sadece yasaklarla yapmaya
çalışıyor. Yapılanlar, Anayasaya aykırı, Hukukun temel ilkelerine ters,
bu iş için çıkartılan 5651′ın 9. maddesini ihlal ediyor. Yasaklamalar,
savunma almadan, tebliğ edilmeden, tedbir olarak alınmasına rağmen, bir
ceza olarak uygulanıyor. Yasaklar, suçluyu değil, sıradan Türk
yurttaşını, ve internet üzerinden iş yapmak isteyen, görüşlerini
paylaşan, Türkiye’yi dünyaya tanıtmak isteyen girişimci, öncü
yurttaşlarımıza zarar veriyor; yasaklar pire için yorgan yakarak
adaletsizlik yaratıyor. Kanımızca, mahkemelerimiz ve diğer ilgililer
kolaycı bir yaklaşımla herşeyi yasaklayarak, haksızlığa sebeb olarak suç
işliyorlar; tazminat davalarına muhatab olacaklardır. Yasaklar,
Türkiye’nin AB, Demokrasi ve Bilgi Toplumu projeleriyle uyuşmuyor.

Ülkemizin yasakçı bakış açısından vazgeçip, tüm dünya ile birlikte
yönetişim ilkeleri ışığında internetdeki “zararlı” içerik ve bilişim
suçları ile mücadele etmelidir. Bu mücadele tek başına kamu otoritesi ve
mahkemelerle yapılacak bir mücadele değildir. Yasaklamalar, bilenlerce
kolayca delinmekte, gittikce artan bir oranda, yurttaşların bu
yasakların aşılması bilgisi yayılmaktadır.

Sivil toplum örgütleri bu sürecin bir parçası olarak çalışmaya hazırdır.

Yeter ki makulde uzlaşmak istensin ve diyalog kurulsun. Örneğin, çocuk
pornosu, ihtihara teşvik konularındaki yasaklamaların, uzman görüşü
ışığında mahkemelerce yapılmasına hiç bir itirazımız yok. “İkaz
et/Kaldırt” yönteminin uygulanması istiyor, ve bu sürecin parçası olmak
istiyoruz.

Kısa vadede ülkemize büyük zarar veren bu trajedinin önlenmesi için acil
tedbir alınmalıdır. En başta, Ankara ve İstanbul’da 2 uzmanlaşan mahkeme
geçici bir süre için İnternet yasaklarına bakmalıdır. Adalet Bakanlığı,
Barolar Birliği, Yüksek Hakimler Kurulu bu konuda Sivil Toplum
Kuruluşlarıyla işbirliği ile böyle bir yapılanmayı sağlamalıdır.
Telekomunikasyon Kurumu, katalog suçları dışındaki

yasaklamalarda da, resen yetkilerini artırmadan, mahkeme kararlarının
uygulanmasında aracı olmalı; 5651/9′un uygulanmasında üzerine düşen
sorumluluğu almalıdır. Ama, TK resen karar verme yetkisini acil haller
dışında kullanmamalı, ilgili mahkemeden karar almalıdır. 5651′in
yönetmelikleri gözden geçirilip, hem katalog dışı yasaklamalar, ve yurt
içi/ yurt dışı konusu; hemde “yasaklı nesnenin kaldırılması” konusunu
berraklaştırmalıdır. Youtube yasağı açmazını çözmenin tek yolu budur.

Yasakların ancak son çare olarak, bütün yollar bittikten sonra
uygulaması benimsenmeli; o halde bile nesne temelli engelleme
yapılmalıdır. TK bunun mali sorumluluğunu almalıdır. Nesne temelli
engellemenin yapılması Bilişim Kurultayı ve İnternet Konferansı gibi
açık ortamlarda ilgili taraflar ve uzmanlarca tartışılmalıdır.

Uzun vadede 5651′i kaldırıp, Siber Suçlar sözleşmesine uygun, Adalet
Bakanlığı Komisyonunca hazırlanan ve askıya alınan taslakla başlayarak
yeni bir düzenlemeye gitmeliyiz. Sektörle ortak yapılar
(self-regulation/co-regulation) kurmalıyız.

Türkiye internetin marjinal problemlerine cok fazla enerji harcıyor.
Asıl, İnterneti demokrasimizi geliştirmek, toplumsal kalkınmaya katkı
vermek ve bilgi toplumu yönünde nasıl kullanırız konularına kafa
yormamız gerekir.

İnternet Yaşamdır !

İnternet Teknolojileri Derneği - INETD
Türkiye Bilişim Derneği - TBD
Türkiye Bilişim Sektör Derneği — TÜBİDER
Linux Kullanıcıları Derneği - LKD
Tüm İnternet Evleri Derneği — TİEV
Türk Kütüphanecileri Derneği — TKD
Universite ve Araştırma Kütüphanecileri Derneği — UNAK
Tıp Bilişimi Derneği - TurkMIA
ODTÜ Mezunları Derneği — ODTÜ MD
Yurttaş Girisimi
Katılımcı Avukat Grubu - KAV

Digiturk’e Açık Mektup

Sayın Digiturk yetkilisi,

Blogger.com’un erişime kapatılmasında sizin telif hakları nedeniyle mahkemeye başvurmanızın ve bu kapama kararını aldırmanızın yattığını üzüntüyle öğrenmiş bulunuyorum.
Sağduyulu davranıp sakıncalı içeriğin yayından kaldırılmasını talep etmek yerine, milyonlarca insanın eğitim, eğlence ve iletişim aracı ve hatta gelir kaynağı olarak kullandığı blogları, üstelik de dünyanın en büyük blog sağlayıcısını toptan kapattırmanız akıl alır gibi değil.

Prensip gereği, sizin gibi büyük bir kurumdan, Blogger.com’u kapattırmak yerine, gerekiyorsa bir blog’un yaptığı Lig TV yayınına göz yummanız beklenirdi oysa. Zira bu tip bir sansür uygulamasına önayak olmanın, ülkemizin dış dünyada düştüğü durum açısından ya da insanların bilgi edinme haklarını elinden almanız açısından çok tehlikeli olduğu ortada ve buna sırf maddi sebeblerle icazet vermiş olmanız ok düşündürücü.

Özünde yaptığı iş iletişim ve eğlence olan bir kurumun sansür konusunda daha duyarlı davranmasını beklerdim. Zira bugün blogger sitesini kapattırmakta faydalandığınız yasa, gün gelip size karşı da olabilir ve birilerinin de sizin kanallarınızı kapattırmasına yol açabilir. Kanallarınızdaki filmleri sansürlemenizden de görüldüğü gibi, sansürcü zihniyet, bunu zaten yapıyor. Ve siz bu noktada dahi sansüre karşı durmuyorsunuz. Tüketicilerin ekstra para vererek satın aldıkları bir şeyi sansürlemenin, onları kandırmak demek olacağını vurgulamak ve gerekirse savaşmak yerine, tüketicilerinize bir uyarı bile vermeden, bir açıklama dahi yapmadan, adeta onları kandırarak filmleri kesiyor, mozaikliyor ve tüketicilerinizi aptal yerine koyuyorsunuz. Bunun tüketici hakları açısından, çürük mal satmakla aynı şey olduğunu görmenizi diliyorum. Ve bu konuda Tüketici Hakları Yasası kapsamında birkaç avukata danışacağımı da bilmenizi istiyorum.

Ayrıca, Blogger kapatılmasında oynadığınız rol yüzünden kurumunuzu kınıyorum. İki yüzlü, bencil, tekelci ve sağduyusuz tutumunuzu kınıyorum.
Büyük şirketler sosyal sorumluluk konusuna yoğunlaşırken, ğazarlama dünyasında, marka sempatisi ve uzun vadeli ilişkiler giderek öne çıkarken, Digiturk gibi bir kurumun marka bağlılığı açısından bu kadar riskli bir hareketi göze alması çok enteresan. Ama maalesef bilmeniz gereken şu ki; ne sağladığınız içerikle, ne sunduğunuz destekle, ne de tüketicilerinize gösterdiğiniz saygıyla bu riski göze alabilecek lükse sahip değilsiniz.

Bu nedenle, bu konudaki duruşunuzu bir an önce değiştirmenizi tavsiye ediyorum. Yoksa gerçekten, pek çok abonenizi yakında kaybetmek üzeresiniz. Ben şahsım adına, Türk İnternet kullanıcılarının en çok kullandığı sitelerden biri olan Blogger sitesini Digiturk’un kapattırdığını duyurmak ve çevremdeki Digiturk kullanıcılarının aboneliklerini iptal ettirmeleri için elimden geleni yapacağım.

Saygılarımla,
Arda ÇETİN

Nickname Kültürü

Her ne kadar yeni tasarımıyla birlikte Facebook‘tan soğusam, eskiye oranla daha az girsem de yıllar yılı kendisine bir nick (rumuz/kullanıcı adı/takma ad vs.) bulamamış bir internet kullanıcısı olarak Facebook sayesinde şu nick kullanma oranı giderek düşmeye başladı ya, ne kadar sevindirici bir durumdur bu..
İnsanlar artık cici cici isim ve soyadlarını kullanıyorlar, blog veya kişisel site açacakları zaman abidik-gubidik isimler aramak yerine adsoyad.com gibi şahane domainler kullanıyorlar. Karşımdakiyle internet üzerinden iletişime geçtiğimde kiminle konuştuğumu biliyor gibi salak bir hisse kapılıyorum vs.

Ve bütün bunlar Facebook’un o güzel register.php’si sayesinde oldu. Beni bu dertten kurtardığı için Mark’a bir teşekkür mektubu mu yazsam..

Diji, diji diziler..

Demin not defterinde sezon boyunca “izlenecekler” ve “sezon bitiminde topluca izlenecekler” diye liste yaparken o listeyi kaybetmeyeyim diye buraya yazayım dedim;

İzlenecekler; Prison Break, House M.D., Dexter, Chuck, Heroes, How I Met Your Mother, (+ Lost).
Sezon sonuna kadar beklenip topluca izlenecekler; Fringe, Supernatural, Gossip Girl, Terminator: The Sarah Connor Chronicles, Smallville.

Görüldüğü gibi çok yoğun bir insanım. Dizilerden başımı kaşıyacak vaktim yok.