Webmasterları James’ten aldığım bilgiye göre boşuna beklemeyin;
> Bloc Party are currently busy writing and recording their third album so
> they’re not playing any concerts at the moment. I don’t know what their
> plans are for touring when the album is released, but I hope they come to
> Turkey for you!
Tuhaf bir başlık oldu, kabul.
İşin aslı şu; masanızda birden fazla bilgisayar var. Misal benim gibi, sol tarafınızda Ubuntu kurulu dizüstü bilgisayarınız, sağ tarafınızda Windows XP kurulu şirketin masaüstü bilgisayarı.
Her bilgisayar için ayrı ayrı klavye ve mouse kullanmak yerine bir tane server seçip, ikinci (veya üçüncü/dördüncü ~) bilgisayarları client olarak ayarlayabilirsiniz. Bu sayede server olarak seçtiğiniz bilgisayarın klavye ve mouse’unu kullanarak diğer bilgisayarların yönetimini gerçekleştirebilirsiniz.
Ubuntu/Windows üzerinde yalnızca ekran koruyucularını ve kopyala/yapıştır özelliklerini kullanabiliyorken, Windows/Windows ortamında pencereleri bilgisayarlar arasında paylaşabiliyorsunuz.
Bazı eksikleri ve limitleri olsa da bu haliyle bile son derece kullanılabilir, kurulumu son derece kolay bir çalışma olmuş.
TCP/IP üzerinden bu işlemi yapan dahiane yazılımını ismi; Synergy2.
Windows, RPM ve kaynak kod dosyalarını kendi sitesinden, Ubuntu paketlerini şuradan bulabilirsiniz.
Örnek olması açısında Ubuntu üzerindeki yapılandırma dosyam şu şekilde;
GNU nano 2.0.6 File: /home/arda/.synergy.conf
section: screens
blueberry:
blackberry:
end
section: links
blackberry:
right = blueberry
blueberry:
left = blackberry
end
Bugün Google Reader’ımda entry patlaması yaşadım. Her blogger Microsoft’un sponsor hatta organizasyon sahibi olduğu Blog Ödülleri‘ne kendisini aday gösterip, “blog’uma oy verin” yazılarıyla bloglarını doldurmuştu…
Sağolsun Altın Örümcek’in bu seneki sonuçlarıyla artık daha fazla bir halta yaramayacağını anlayan MS Türkiye, bu sefer de gözünü tamamen açık kaynak kod dünyasının ve Google’ın hakim olduğu blog cephesine göz dikmesi ve Blog Ödülleri organizasyona ana sponsor (her “Blog Ödülleri” kelimesinin yanında Microsoft logosunun da olmasından dolayı sponsordan çok organizatör) olması pek hayra alamet gelmiyor..
Herkes virtualization hakkında atıp tuta dursun, Parallels‘ten Ilya Baimetov olayı çok güzel özetlemiş.
Kimi zamanlar fanatik, kimi zamanlarda bir Fenerliden daha nefret içerisinde bir Beşiktaş taraftarı olarak son dönemlerde yine takımın ve taraftarın sevimsizliği boy gösterdiğini düşünüyorum.
Zira sürekli aynı hataları tekrar ediyoruz. Serdar Bilgili zamanında da şimdi ki Demirören zamanında da…
Taraftarın istediği sürekli ve mantıksız derecede büyüme, maçları kazanma ve şampiyon olma. Hiç düşünmezler ki “Serdar Bilgili zamanında milletin Beşiktaş’a borcu varken, ne oldu da Demirören 80 küsür bin dolar borç yaptı?”.
Üstüste üç maç kaybettiğinde Lucescu‘yu istifaya çağıran taraftar şimdi tekrar gelsin diye yapmadık tezaruat bırakmadılar. Lucescu gelse de 4-5 sene öncesinden çok farklı olacağını sanmıyorum. “Az olsun bizim olsun” mantığını benimsemiş, forvet oyuncusunu bile savunmaya koyan bir teknik direktörle her maçı berabere bitirip şampiyon olmak yerine aklı başında, Beşiktaş’ı gerçekten tanıyan, Beşiktaş’ın içinden gelmiş birini alıp ve bu adama öyle 2-3 hafta değil, yeri gelicek tüm bir sezon boyunca müsade vermek gerekiyor ki, takım önce bir kendisini tanısın.
“Demirören İstifa” diye bağırdımız zamanlar 40.000′e yakın Beşiktaş taraftarının sesini duymamış, geçen kongrede tüpçüden başka aday olmaya cesaret edememiş bir takımdan bahsediyoruz.
Biz bir bok yapamıyoruz diye de başkalarına bok atmaya kalkmak önce asil Beşiktaş’lılığa yakışmaz, beyler.
Elimde son zamanlarda fotoğraf makinesini gören maymun iştahlı bendenize sorarlar, “Arda şimdi de fotoğraf merakı mı? nereden çıktı bu şimdi” diye bir sitemle..
Fotoğraf nereden çıktı bilmemekle birlikte, neden fotoğraf, neden fotoğraf çekmek istediğimi biliyorum.
Elimde fotoğraf makinemle caddelerde, sokaklarda umursuzca gezerken, insan o an başka hiç birşey yapası gelmiyor, sanki başka hiç bir sorumluluğu yokmuşçasına sonsuza kadar, o ara sokakların, o renkli binaların, o top oynayan çocukların gülümsemesini, bazen düşüp ağlamasını, ihtiyar delikanlıların hayatı yemiş yutmuş bakışlarını görmeyi, bu gördüklerimi de insanlarla paylaşmayı seviyorum.
Saatlerce, ayaklarım su toplayana kadar sokaklarda insanların fotoğraflarını çekip, sonrasında o fotoğraflara bakmayı seviyorum.
Bilgisayarımda bazen siyah-beyaz, bazen ucuk renkte, bazense eskitilmiş oynamalar yapmayı seviyorum.
Fotoğrafını çekmek için binbir şekle girdiğim kirli pantolonlarımı da seviyorum.
Ve bu sevdiklerimi yakında internette paylaşabileceğim bir ortam yaratma hissini de seviyorum…
6.99$’a bir alan adı tescili (.com), 200$’a site, ödeme ve müşteri paneli (AWBS), 27$’a hosting sunucu kontrol paneli (Parallels Plesk), 165$’a Intel Core2duo işlemcili sunucu ve 1Mbit hat (SHDC).
Toplam ilk maliyet: 398.99$.
Sonraki aylık maliyet: 192$.
Evet, bu iş bu kadar ucuz.
Peki, bu kadar basit mi?