Her şeyde olduğunu gibi Facebook’un b.kunu çıkarttığımızdan olsa gerek, komplo teorileri Facebook için de başlamış.
Facebook’un bir eğlence/vakit öldürme aracı olması dışında Facebook’u bizler Facebook yapmadık mı?
Mevzu kişisel bilgi olunca, suçlu sadece Facebook mu oluyor peki?
del.icio.us‘dan favori sitelerimizi, last.fm‘den en çok dinlediğimizi parçaları, twitter‘da o sırada neler yaptığımızı, şu çok sevdiğimiz Linkedin‘de iş arkadaşlarımızı, çalıştığımız yerleri, eğitim durumumuzu tanımadığımız insanlarla paylaşanlar bizler değil miyiz?
Bir kaç yılda dünya reklam/pazarlama piyasasındaki liderlerden biri olmayı başaran, Google da arama yaptığım kelimeleri index’lemiyor mu?
Hollywood filmlerinde “bilgiye” birkaç klavye tuşuna basarak erişebilen insanlar gördüğümüzde “yok daha neler”, “huh, amma da abartıyorlar” gibi tepkilerin yersiz olduğu ortada değil mi…
RoundCube‘un nasıl kurulduğuna geçmeden önce RoundCube’un ne olduğu hakkında fikir sahibi olalım;
PHP/MySQL (veya PostgreSQL, MSSQL) üzerinde çalışan, GNU GPL ile lisanslanmış, ekran görüntülerinden de görüleceği üzere gerek tasarım, gerekse kullanım olarak gayet başarılı bir webmail projesi. Maillerinizi sürükle-bırak diyerek bir dizinden diğerine aktarma şansınız bulunmakta. (Ki bu daha beta sürümü)
Çeşitli forumlarda kontrol panel (cPanel, Plesk vs.) kurulu sunucularda RoundCube’un nasıl iki tıkla kurulduğu bolca anlatıldığından dolayı, sadece bir mail sunucu üzerine nasıl kurulacağından kısaca bahsedeyim;
Öncelikle sistem gereksinimleri olarak; PHP, MySQL (4 veya 5 sürümü), Apache, ve (elbette bir) e-posta sunucusu (tercihen qmail).
RoundCube.net‘ten indirdiğimiz son sürümde “SQL” dizini hariç diğer dosyaları FTP’den veya SSH’dan (bkz “man scp”) sunucumuza atıyoruz. Webmail’imizin çalışabilmesi için bir MySQL veritabanı ve kullanıcısı yaratıp, bu kullanıcının bilgilerini config/db.inc.php dosyasında yer alan; ‘mysql://roundcube:password@localhost/roundcube_’; satırına yazıyoruz.
Webmail arayüzünü Türkçe olarak kullanmak istediğimizden config/main.inc.php dosyasındaki $rcmail_config['locale_string'] = ‘en’; satırını $rcmail_config['locale_string'] = ‘tr’; olarak değiştiriyoruz.
Son adım olarak PHPMyAdmin üzerinden veya SSH’da mysql roundcubemail < SQL/mysql.initial.sql komutunu vererek SQL dizini içerisindeki veritabanı dosyasını import ediyoruz.
Tüm işlem bu kadar. Artık kurulumu yaptığınız dizini web’e taşıyarak, (webmail.domain.com tarzında?) webmailinizin yayınına başlayabilirsiniz.
Bir iki aydır Firefox eklentilerinden Adblock Plus‘u kullanıyorum. Biraz önce de Adblock veritabanını sürekli otomatik olarak güncelleyebilmesi için Adblock Plus Filter Uploader eklentisini kurdum.
Meğer reklamlar, gereksiz bannerlar olmadan sayfalarda gezmek ne kadar da güzel bi’şeymiş.
Seni bir kez daha çok seviyorum Firefox.
Öncesi;

Sonrası;

sözlük‘te 4 kasim 2007 klonların saldırısı?
Kimilerine göre gerçekten “dokuzuncu nesil boktan çıktı” kimilerine göreyse hepimiz boktan çıktık, bana göreyse sözlüğün boku çıktı.
kırk yıllık (hayır aslında, 6. nesilmiş şimdi baktım da) nickimin giriş bilgilerini hatırlamayınca, fırsattan istifade, hazır facebook’tan da yeteri kadar sıkılmışken sözlükte ikinci bahar havası?
neden olmasın?
Çağlayan Arkan‘ın blogdan Microsoft ekibinin yelken yarışı görüntülerini izledim biraz önce.
Diğer tarafta Pardus ekibinden arkadaşların da bu konuda bazı çalışmaları olmuştu.
Hava güzel, şartlar müsait. Böyle bir dostluk mücadelesi için daha ne bekliyoruz? :)
Türkiye’deki internet kullanıcıları “blog” kelimesiyle ilk tanıştıkları zaman Blog Kardeşliği‘nin, şimdilerdeyse Blograzzi ve benzerlerinin bir tekeli sürüyor.
Microsoft Türkiye’de bu konuda söz sahibi olma çalışmalarına katılmış görünüyor.
Zira Google Reader’ıma düşen son haberlerden biri; Blog Konferansı ‘07. Düzenleyen, Türkiye’de bloglar hakkında söz sahibi olabilecek belki de en son şirket olan Microsoft Türkiye. Web sayfasından etkinlik içeriğine kadar tam bir fiyasko.
Microsoft, kimi yerlerde “ana sponsor” kimi yerlerde ise “düzenleyen” sıfatıyla karşınızda.
Destekleyenlere baktığımızda ise kendileri bu etkinlikte olmasa %100 etkinliğin vasatlığı konusunda yaygara koparacak olan Türk Blog Yazarları ve Blograzzi.
Ama şimdi her iki blog’a da baktığınızda etkinlik hakkında hiç bir eksi düşünce göremezsiniz. Mert Ulaş ve Arda Kutsal’ın katıldığı hangi etkinlik vasat olur ki?!
MSN avartarına Türk bayrağı koyup, Facebook’da “Bizi de askere alın” grubuna katılıp, gerçek dünyada askerliğini tecil ettirmek için savaşan insanlardan da, Mustafa Kemal’in inkilaplarından milliyetçiliği de halkçığı da unutup, “oha artık, bir insan bu kadar mı vurdum duymaz olabilir” dedirtecek, çevresindeki olaylara sırf medyanın kölesi olmadığını kendisine kanıtlamak istermiş gibi tepkisiz kalan, üstüne üstlük tepki verenleri küçük gören insanlarla aynı havayı solumaktan hoşnut değilim.
Özellikle haftasonları şehrin önemli noktalarında çeşitli siyasi partilere ait gazete ve dergi gibi ürünlerini haykırarak satmaya/dağıtmaya çalışan insanların fikirlerine katılmasam da, neden onları sevdiğimi şimdi daha iyi anlıyorum.
İyi ya da kötü. Yaşadıkları dünyada benimsedikleri bir davaları var ve bu amaçlarına duyarsız kalmıyorlar; kendilerini entellektüelmiş gibi göstermeye çalışarak burnu havada dolaşmıyorlar.