Bazen; sırf bok atmak için FazlacaAptalBirArada.Net’e üye olmuş cuneytturanli ve onun gibilerle aynı havayı solumaktan tiksiniyorum.
Çağlar’ın vakti zamanında söylediği bir laf vardı; Yapacak çok daha önemli işlerimiz var onlara odaklanalım “Don’t feed the trolls” :)
İşletim sistemi platformu ayırt etmeksizin, web tarayıcısı olarak Firefox, e-posta istemcisi olarak da Thunderbird kullanmakta ve kullandırmaktayım.
Gün geliyor ki, maillerimin yedeğini almam gerekiyor. Linux ve Mac OS platformu üzerinde bu işlem gerekli dizinleri kopyalamak süretiyle tamamlanıyor. Zira Mozilla ekibi bu iki platformda da tüm dosyaları tek bir dizin altında topluyor. (Linux için örnek; /home/username/.mozilla/)
Windows’da ise durum biraz daha karmaşık. Ayar dosyaları bir tarafta, mail adresine düşen mailler başka bir tarafta olduğundan hepsiyle uğraşmak yerine, Çek’li Pavel amca Mozbackup isminde şahane bir araç geliştirmiş. Bunu da uzun zamandır kullanmakta ve kullandırmaktayım, daha bu güne kadar beni yarı yolda bırakmadığından dolayı kendisini tebrik ediyor, sizlere de sunmaktan gurur duyuyorum efenim.
Radikal‘den Serdal Kuzuloğlu bu haftaki yazısının bir kısmında “bugüne kadar orjinal Windows ürünleri kullandığını ancak bir problemle karşılaştığında bunu kendi kendine çözümlediğinden” bahsetmiş.
Pardus’u, Linux’u, açık kaynak kod dünyasını insanlara tanıtırken en çok aldığımız sorulardan biri de “bunu kullanırsam nereden destek alabilirim?” sorusu.
Yeni kullanıcıların ya da küçük/orta boyuttaki işletmeler, binlerce dolar verip kullandıkları yazılımdan desteği yazılımın destek merkezinden değil de, eş-dost veya mahalledeki bilgisayarcıdan almaları bir yana söz konusu Pardus gibi, Thunderbird gibi ya da Firefox gibi bir açık kaynak kodlu çözüme gelince illa ki buna bağlı bir çağrı merkezi olmasını bekliyorlar.
Bu türdeki soruları çoğunlukla ya iş görüşmelerinde ya da LKD stand ortamında aldığım için karşımdakine şu samimi soruyu sorabilmem pek mümkün olmuyor; yahu sen kaç defa Internet Explorer çöktü diye (0212) 33 66 999 numaralı telefonu aradınız?
Nasıl? 33 66 999 numarasını hiç duymadınız mı yoksa?
Aaa nasıl olur, koskoca Microsoft Türkiye’nin destek numarası bu.
Cuma ve ertesindeki gün şirketteki jenaretör maceralarından sonra pazar günü kendimizi Parkorman’a, Masstival festivaline attık.
Parkorman bildiğiniz Parkorman ama Masstival organizasyonu cidden acemiydi. Bir süre etkinliğin adının Masstival mi, Patlican mı olduğunu anlamakta güçlük çektim zira her yer Avea’nın Patlican.com.tr reklamlarıyla doluydu. Hele ki şu uyuz “paatlican paaatlican” jingle’i yok mu, hala kulaklarımda çınlıyor, sırf Avea yüzünden patlıcan yemeğinden soğudum.

Patlican’ı bırakıp, Masstival’e geri dönersek;
Festivalin en büyük eksikliği bir festival olmaması. Her türden şarkıcı bulmanız mümkün.. Kesinlikle her festivalin bir teması olmalı. Apsurut (bu nası bi kelime ya?) gruplar ve şarkıcılar bir anda sahnede yer almamalı.
Dream TV sahnesini çok küçük bırakmışlar, millet üstüste izlemek durumunda kaldı.
Yemek seçeneği köfte ve sosisli olarak sınırlı kalmıştı ve hem kuyruklar hem de fiyatlarda biraz daha iyileştirebilirdi.
Internet cafede çalan techno müzik herkese “ne alaka” sorusunu sordurdu.
Cake’i ve Tori Amos’u günlerce dinleyebileceğime karar verdim, özellikle Tori Amos’un sahne performansı dillere destandı.
Keşke Cake’de Tori’de repertuarındaki parçaların da biraz daha özen gösterselermiş..
Hele ki Cake “perhabs perhabs perhabs” şarkısını söyleden o sahneden ayrıldı ya, çok bozuldum.
2005 yılından bu yana internette ziyaret ettiğimiz sitelerin farklı oluşunu eminim herkes gözlemlemiştir.
Zira 2005 yılında Mehmet Doğan’ın söylediği gibi herkes web 2.0′dan bahsediyordu.
Aynı yıl Web 2.0 ile birlikte herkesin dilinde XHTML, CSS ve web standartları gibi kelimeler vardı. Web standartlarının ne olduğunu anlatan bloglar kuruldu, insanlar bu konuda seminerler düzenlediler, bilgisayar dergileri kapak haline getirdi falan…
Takvim 2007 yılını gösterdiğinde ise durum biraz daha farklı. Biricik Swssy Web Standartları yarışmamız kapandı, o dönem ismen tanıdığım Ömer Balyalı’nın sitesi bile domainden dolayı ulaşılamaz durumda… Sevgili Zoque forumunda bile artık “web sitem web standartlarına uyumlu mu?” yazışmalarından çok, “web sitem web 2.0 olmuş mu?” soruları görülmekte…
Cevabını bildiğimden değil, meraktan soruyorum; acaba ne değişti de web standartlarının yerini web 2.0 teması aldı? Ya da neden artık kimsenin sitesinin altında şu eskiden koyulan “W3.org Standartları Uyumlu” (Valid CSS & XHTML)” yazılarını göremiyoruz acaba?…
Sahi.. Mehmet Doğan demişken.. Dubai’lerde neler yapıyor acaba…
Taksileri ve şöförlerini günden güne sevmemeye başladım. Dün de kendi kafamda bu sevimsizliğin nedenlerini madde madde oluşturdum;
“Müşteri her zaman haklıdır” görüşüne katılmazlar, hangi yoldan gitmek isterlerse, o yoldan giderler, uzun-kısa fark etmez.
Üzerlerinde kesinlikle bozuk para bulundurma gibi marifetleri olmazlar.
Ülkede biri hapşursa kriz olsa bir tek kendilerini etkilediğini sanırlar.
Kendilerinden başka usta şöför yoktur, minibüscülerle sürekli kan davalı gibidirler.
Yolda iki müşteri bekliyor diyelim; biri erkek diğeri kadın. Mutlak suretle kadın müşteriyi alırlar.
Senin rahatsız olup, olmadığın umurlarında olmadan arabayı sigara dumanıyla doldurabilirler.
Tepelerinde “Taksi” yazılı tabelaları hala kullanmayı öğrenemediler; boş ve müsaitken ışık yanar, doluyken ışık söner!
…
Yaşlanıyorum ben ya..
Eskiden, ki eskiden dediğim geçen sene..
Manyak gibi Marilyn Manson dinlerdim, hatta uzun bi süre Google’da Türkçe sayfalarda Marilyn Manson diye arattığınızda ilk sonuç olarak benim last.fm profili gelirdi.
Şimdi Masstival muhabbetine The Climb‘ı indirdim, denemelik bakim nasıl bi’şeymiş diye bu bile gürültülü geldi.
Saatin sabaha karşı 4 olması ve benim şirkette sabahlıyor olmamla bir alakası yok bunun.
Bildiğin erken yaşlılık belirtisi.