archive for March 2007
House M.D.
Scrubs dışında hastane dizilerini pek sevmem. (Ki Scrubs’u da hastane dizisi olarak adlandırma yanlış olur zaten.) Ancak bu “sevmem” kelimesi House‘dan sonra artık sadece “sevmezdim” olarak kullanılacak gibi görünüyor.
Hastane dizilerini sevmemem, hastaneleri sevmememden kaynaklanıyor olsa gerek diye düşünüp, bazı zamanlar tartışırken, bir tavsiye üzerine indirdiğim House M.D. dizisi beni hem daha sağlıklı birisi yaptı hem de hastane dizilerine olan negatif düşüncelerimi yok etti…
Kısaca diziden bahsetme kısmını üşenip, sözlükten alıntıyla tamamlayacağım;
ana karakterimiz olan dr. gregory house, gecmisinde yasadigi bir saglik sorunu nedeniyle bacagi ile ilgili cok onemli bir karar almak zorunda kalmis, kendi tip bilgisine olan guveni ve inadi yuzunden hayati boyunca fiziksel aci cekmeye ve bir degnek yardimi ile yurumeye mahkum olmus bir doktordur. ancak kendisini bir turlu affedemez ve kendisinden nefret eder. hayatindaki butun insanlari, aksi tavirlari ile kendisinden uzaklastirmaya baslar (gerci her zaman aksidir ancak topallamaya basladigi zaman daha da aksilesmistir).
hastanenin kanser uzmani olan yahudi doktor, herhalde house’un tek arkadasidir. kendi calistigi hastanede tani koyma merkezinin basina gecer ve cok, ama cok onemli ve az rastlanan, tani koyulamayan hastaliklari teshis edebilmek icin 3 kisiden olusan bir takim kurar. bu takimda bir zenci (kendisi johns hopkins medical school mezunudur, hatta parmaginda yuzugu bile vardir), bir avustralyali ve bir de hakikaten cok guzel, genc bir bayan vardir.
takimi ile surekli atisir durur, her zaman kararlari kendisi vermek ister, ancak takimina da mutlaka danismayi ihmal etmez.
inanilmaz bir tip bilgisine sahip olmasinin yanisira, house bir insan sarrafi halini almistir ve (atiyorum) surekli gozunu kirpan bir insana bakip, bacaginda bir iltihaplanmadan dolayi butun sinir sisteminin etkilenmis oldugunu anlayabilir (tamam biraz fazla attim ancak cok akillica yapilmis seyler vardir dizide, bu verdigim ornek kadar “oha” dedirtecek seyler mevcuttur, soyleyeyim).
hepsinin otesinde, hastanenin kadin direktoru cuddy ile de surekli surtusme yasar. cuddy, house’u cok aykiri bir doktor olarak davranmasindan dolayi kendisini haftada birkac saat klinikte durmak ile “cezalandirir” (tabii sebeplerini filan diziden ogreniyoruz).
“Pardus Sunucu Fabrikası”
Bir tasarım ve reklam ajansı Hisseli Harikalar Fabrikası, sessiz sedasız Pardus 1.1′den bu baya Pardus‘un güvenli kanatları altında…
Daha nice örnekleri için çalışmalar sürüyor…
Pek yakında…
Vatan, millet ve sakarya…
Bilmece: 3 katlı bir binanın giriş katındasınız ve 3. kata çıkmanız gerekiyor. Asansörün kapısında beklemektesiniz ancak “çağır” düğmesine bastığınızda asansör gelmemekte ısrar ediyor. Çayçıya merdivenlerin nerede olduğunu sorduğunuzda bir öğretim görevlisi hemen araya girip, “burada merdiven mi vardı?” diye işi daha da içinden çıkılmaz bir hale götürüyor. Bu durumda 3. kata nasıl çıkarsınız?
Yanıt: 3. kata çıkmanız için farklı bir binaya gidip oranın 1. katına çıkmalısınız.
Böyle enteresanlıklarla başlayan dünkü Sakarya maceram neyseki bitti. Sakarya’sında da, üniversitesinden de kurtuldum.
Dipnot: Açık Kaynak Günleri’nde içimizden birisi tarafından hakkımda başlatılan, yalan haberlere inanmayınız, aldanmayınız, gülünüz ve mümkünse geçiniz…
Dipnot 2: Açık Kaynak Günleri demişken, etkinlik boyunca çektiğim fotoğraflar şurada erişilebilir durumdadır.



