Arda Çetin


Arda Çetin - Life and Information Technologies

October, 2005

OpenOffice.org 2.0 Partisi

OpenOffice.org Türkiye tarafından OpenOffice.org’un 2.0 sürümünün çıkış
haftasında hem yeni OpenOffice sürümünü ve OpenOffice.org projesinin 5.
yaşını kutlamak hem de sohbet edip kaynaşmak için İstanbul Taksim’de 22 Ekim
2005 Saat 13:00′de başlayacak bir etkinlik düzenleniyor.

Herkes davetlidir.
Katılım ücretsiz olup, yiyip içtikleriniz sizden sorulacaktır.

Tarih: 22 Ekim 2005 Cumartesi
Saat: 13:00
Yer: Kafka Cafe, Yeniçarşı Caddesi No:26 Kat:2 Taksim İstanbul
(Galatasaray Lisesi’nin hemen yanı, aynı zamanda geçen haftalardaki GNU-CC
lisans toplantısının yapıldığı mekan)

Katılmayı düşünen arkadaşlar http://oooturkiye.blogspot.com adresinin yorum
kısmına isimlerini bırakmalarını rica ederiz.

OpenOffice.org Türkiye adına,
Arda Çetin ( 0535 620 01 60)
http://oooturkiye.blogspot.com

İki yeni KDE güzelliği

Biraz önce kde-apps.org‘da olağan ziyaretimi gerçekleştirirken iyi güzel uygulama gördüm, beğendim.
İlki, KBlogger, adından da anlaşılacağı üzere, blogger.com’dan blog girdinizi göndermek için kullanabileceğiniz bir araç.
Kurdum, denedim; güzel bir uygulama. Blogger’la uğraşmadan, masaüstündeki bir icona tıklayarak blogunuza yazınızı gönderebiliyorsunuz. Fakat eksik tarafları da yok değil. Gerçi henüz çok yeni(0.3 sürüm).
Umarım yakında WordPress için de bir seçenek olur.

Diğer güzellik ise YaKuake adında bir konsol emülatörü.
Adı “konsol? ama bunu bildiğimiz konsoldan(yani ‘konsole’dan) farkı kılan şey, siz kullanmak istediğiniz zaman F12 tuşuyla ekranın tepesinden aşağıya düşüyor ve karşınıza bildiğiniz konsol geliyor, kullanmayacağınız zaman tekrar F12 ile yukarı çıkıyor ve orada kalıyor D
Yani normalde yaptığımız gibi işimiz bitince - kutucuğuna tıklayıp, simge durumunda durmasına gerek yok.
Bu da şahane bir uygulama ama bununda eksikleri yok değil. Mesela deminden beri tuş kombinasyonlarıyla nasıl ikinci bir sekme açılabileceğini aradım bulabilmiş değilim ?

Bu güzelliklerden yararlanabilmek için Linux kullanmanız gerekmekte olduğunu hatırlatmama gerek yok tabii ;-)

Değerler…

Bazı insanlar vardır, hayata değer katmak için dünyaya geldiklerini düşünürsünüz. Bu değerleri katarken bir bakmışsınız kendileri değer olmuşlar.
Enteresan tavırlı, yapmacık insan Esra Ceyhan‘dan söz etmiyorum.
Orhan Veli, Cezmi Ersöz, Hıncal Uluç, Can Dündar, Atilla İlhan, Haşmet Babaoğlu, Sunay Akın, Nebil Özgentürk ve diğerlerinden söz ediyorum.

Yeni öğrendim.. Bazılarımız varmış ki Sunay Akın’ın tarihdeki ince ayrıntıları anlatmasından rahatsız oluyorlarmış mesela.. Ya da Haşmet Babaoğlu’nun aşk hakkında söyledikleri onlara itici gelirmiş…
Evet, Sunay Akın’dan dinlediğimiz bu tarih notları belki ÖSS’de karşımıza çıkmayacak ve bizim de hayatımızı değiştirmeyecek. Nebil Özgentürk’den bir başka değerin hayatını izlediğimizde başımız göğe ermeyecek. Ya da Haşmet Babaoğlu’ndan bir şiir dinlediğimiz de kernel panic hataları düzelmeyecek.

Fakat bunları dinlediğinizde de birşeyler kaybetmiş olmuyorsunuz. Tabii ülkenin önde gelen holdinginin CEO’su ya da Afrika’daki binlerce çocuğun açlıktan ölmesini öndelen bir vakfın yönetim kurulu üyesi değilseniz!

Bazı zamanlar toplum gelenek, adet, değer ve saygıyı yitirdiğimizden söz ederiz ya.
İşte öyle bir şey.

Gemi limandan ayrılmadan biri bu denizcileri tutsun.

İstanbullu olmak!

Çoğunlukla taksilerde çok başıma gelen bir sohbettir şu;
Şoför: Nerelisin kardeş?
Ben: İstanbul
Ş: Hmm, peki memleket nere?
B: İstanbulluyum.
Ş: Nasıl yani.. Baban nereli?
B: O da İstanbullu
Ş: Ya dede tarafı?
B: Anneden iki, babadan üç kuşak İstanbulluyum.
Ş: Haaa, sen gerçek İstanbullu’sun öyleyse.

Evet, İstanbulluyum. Gurur duyulacak bi’şey olduğunu sanmıyorum. Sonuçta ben isteyerek olmadım ;-)
Bazı kötü yanlarını gördüm de.. Mesela yazları okullar kapandığında benim tatil/dinlenme amaçlı gittiğim hiç bir köyüm olmadı. Daha kötüsü yukarıdaki gibi “nerelisin�? sorusunun bitişi genelde çok uzun sürüyor )
İyi yanları ise İstanbul’un kendisi. Ne İstanbullular gördüm, Türkiye’yi hatta dünyayı gezmiş ama İstanbul gibisini bulamaz. Evet, trafik, su, göç, işsizlik vs. şeklinde bir çok sorunu vardır fakat şehrin kendisi bir başka…

Fakat bugün tanıştığım ihtiyar, tonton bir teyzeyle konuşurken yine “İstanbullu olma�? mevzusu açıldı. Bu teyzemin de, sülailesinde bildiği kim varsa İstanbulluymuş. Beni yani bir hemşerisini bulunca pek bir sevindi )
Bir saate yakın, İstanbul’dan ve İstanbul’da yaşamaktan söz ettik. NTV‘nin Açık Hat‘ında arada bir ekrana gelen “İstanbul’un Trafik Sorunları�? adlı program kadar olmasa da konuşmamızda baya bir yol aldık diyebilirim )

Sohbetin bir kısmında üç çocuğu olduğundan, ikisinin yurtdışında akademik kariyer yaptığından ve üçüncünün ise ortaokuldan terk, şu anda da işsiz olduğunu söyledi.
Ben bu zamanda ortaokullu birinin zor iş bulabileceğinden söz ederken, lafımı bölüp bana şunu dedi: Ama İstanbullu!

Nice Yıllara OpenOffice!

OpenOffice hakkında bomba haberler!
Dünyanın en büyük açık kaynak projesi OpenOffice.org, 5 yaşına bastı.
OpenOffice.org 2.0‘ın çıkmasına çok az kaldı.
Yakında OpenOffice Türkiye‘den de güzel haberler alabilirsiniz.
Az kaldı, çok az…

İlgi, alaka..

Bugün ne zamandır okumayı planladığım Linus Torvalds’ın Yalnızca Eğlenmek İçin adlı kitabını almak için Beşiktaş’daki Kabalcı Kitabevi‘ne girdim. Kabalcı‘yı bilen bilir.. Eğer bir kitap arayacaksanız, bunu kendi başınıza yapmamalısınız. (Samanlıkta iğne aramaya benzemektedir çünkü..)
Ben de kendim arama zahmetine girmedim ve direk danışmaya giderek kitabın adını söyledim.
Danışmadan aldığım yanıt beni şaşırttı. Kitabın kalmadığını söyledi. Kitaba ilginin nasıl olduğunu sorduğumdaysa “İlgi tahminimizin üzerinde çıktı, 20-30 tane gelmişti, yetmedi yakında yine gelecek.

Kabalcı’dan çıkıp bu sefer yolun karşısındaki Alkım Kitabevi’ne girdim. Biraz önce aldığım yanıtın aynısını burada da aldım. Yani kalmamıştı.

İlginç geldi.. İstanbul’un en merkezi bir semtlerinden birinde birilerinin Linus Torvalds’a, Linux’a ve felsefeye olan ilgisi…

Fakat iş sadece Beşiktaş’la sınırlı değilmiş meğersem.. Kitabın Türkiye yayın hakkını elinde bulunduran ve satışını yapan Bilgi Yayınevi‘nin web sayfasındaki En çok Satanlar listesinde Yalnızca Eğlenmek İçin - Linus Torvalds ikinci sırada!

Bu, ne olursa olsun, birilerinin bi’şeylerin farkında olmasıdır.

Hoşgeldiniz: OpenSUSE 10.0 & Pardus RootFS 0.1

Nihayetinde beklediğim iki projeden de haber geldi.

1. Canımız ciğerimiz Uludağ‘mızın bir numaralı uğraşı Pardus’un geliştiriciler için yeni sürümü olan RootFS 0.1 duyuruldu.
Artık paket yöneticimiz PİSİ‘yi ve yapılandırma araçımız ÇOMAR‘ı şahane şahane kullanabileceğiz.

2. Bir diğer sevinç kaynağımız ise OpenSUSE projesinin 10.0 final sürümünün duyurulması.
Yoğun ilgiden olsa gerek, OpenSUSE yansılarından yavaş inmesini şikâyet ediyorsanız, sizi ülkedeki en hızlı sunuculara doğru alalım.
SuSE’nin her şeyi “open�? yapması bazı kullabilirlik sıkıntılarına da yol açıyor malesef.
Mesela, OpenSUSE’de varsayılan olarak gelen hiç bir mp3, divx, Macromedia Flash vs. paketi bulunmamakta. Ancak kurulumdan sonra internetten bu paketleri indirmeniz mümkün.

Buraya kadar her şey iyi güzel de, şu anda hangi dağıtıma öncelik verip kuracağıma karar verebilmiş değilim ) En acilinden ikinci bir sabit disk lazım sanırım..

Birşey unuttuğumu hatırladıktan sonra gelen edit: Ayrıca toy Linux kullanıcıları için en iyi seçimlerden biri olan Mandriva‘nın yeni sürümü Mandriva Linux 2006, Mandriva Club üyeleri için duyurulmuş.
Yaklaşık bir ay sonrada bizler için bir duyuru yapılır ve bir deneme imkanı buluruz…

Ayrıca yarın öğlen Kafka’dayız. Konuşulacak ve dinlenecek çok şey var..

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »